We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Varşova-Soçi zirvelerinin gölgesinde Suriye’de durağan yoğunluk günleri

10 3 1
24.02.2019

Geçtiğimiz günler, odağı Suriye’ymiş gibi görünen durağan bir yoğunluk içinde geçti. Cümle totolojik oldu değil mi? Durağan yoğunluk da nedir acaba dediğinizi duyar gibi oluyorum. Eh uluslararası diplomasi açısından yoğun günlerden geçtiğimizi kim inkâr edebilir ki. Zirve üstüne zirve görüyoruz. Ancak, tüm Zirvelerde arka ya da ön planda odağa konulan Suriye’nin kuzeyinde şimdilik bir sessizlik var. Taraflar, kendi sınırları ve başkalarının sınırları konusunda birbirlerini denedikleri bir durma-soluk alma dönemindeler.

Elbette herkesin soluklanması bir başka oluyor. ABD’ye bakınız, sürekli yaratıp öldürdüğü Golem’i, çamurdan hayaleti, yine sahneye çıkardı. Bildiğiniz ve defalarca yazdığımız gibi ABD yönetimini Suriye’nin kuzeyinden çıkarmaya ikna eden sebepler sadece Astana Üçlüsü’nün ABD’siz bir Suriye istediklerini açıklaması ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik kararlılığını gösteren caydırıcılığı değildi; aynı zamanda sahada ABD çıkarlarını korumak için serbest bırakılan hayalet kuşak, Küre kuşağı, başarısız olmuştu. BAE ve Suudi Arabistan, Katar-Türkiye-İran karşıtı politikalarını hedefe ulaştıramamış; İsrail İran’ı hedefleyeyim ama Türkiye’ye çelme atayım derken Ankara’yı Washington’dan Moskova’ya doğru itmiş; Kuzey Irak, referandum ile bir fitil ateşleyecekken , yine Ankara-Bağdat-Tahran diplomasi üçgenine dönmüş; YPG’nin kahramanlık hikayeleri, hayatını soldurduğu bölge insanının ve askeri başarısızlık-ların gölgesinde sönmüş; Körfez’de tasarlanan reformizmin Ürdün’den Fas’a bir karşı-bahar rüzgarı biçiminde yayılması için beslenen umutlar, İstanbul’da öldürülüp yok edilen muhalif gazetecinin setine ve Mısır’da yaşanan zor açıklanabilir yokluk ve yoksunluğa takılmıştı.

Tahran ve Riyad

Bu hiç de parlak olmayan tablo karşısında, Trump, bir gece elini kaldırdı ve bir zamanlar tasarlayıp yarattığı bu çamurdan hayaleti ölü olarak ilan etti. Gerçi, Trump Suriye’den çekilme kararını açıkladığında da iki şeye dikkat çekmiş ve sürecin sorunsuz ve çabuk olmayacağını söylemiştik. İlk dikkat çektiğimiz husus, ABD’nin Ortadoğu’dan ve tasarladığı İsrail’i güçlendirmek planından çekilmediğiydi, sadece yukarıda uzun hikayesi anlatılan Küre odaklı siyasete kendince İran karşıtlığını güçlendirerek bir alternatif üretmeye çalışıyordu. Bu alternatif; gücünü İran’a yapabildiklerin-den ve İran’ın yapacaklarından alacaktı. Bu noktada ABD; İran’ı ne şekilde köşeye sıkıştırabileceğini, küresel ağın mali ve iktisadi araçlarını nasıl kullanabileceğini gösterdi. Ancak İran’da henüz rejim filan devrilmiş değil, İran’ı iyi tanıyanlar hatta, rejimin bu şekilde devrilmesinin mümkün ol-madığını da söylüyor. Kısaca yarı başarılı, sakat bir alternatif üretebildi Washington.

İran direniyor, direniyor ama direnmesini tehditkâr hale getirecek mecalinin kalmadığını da aslında “yapamadıklarından” görüyoruz. Nitekim, Tahran’ın ABD yaptırımlarını delecek yollar bulmayla ilgili söz, tahmin ve tehditleri şimdilik boş çıktı. Bu yolda Tahran’ı ilk yalnız bırakıp, kar varsa ordayız zarar varsa yokuz diyenler de Avrupalılar oldu. Dolayısıyla direnirken sürünen ve sürünürken direnen Tahran çok korkutucu görünme-diğinden, Varşova gibi suni Ortadoğu toplantılarına yaratıcı bir gündem bulmak da zor oldu. Hele hele, Suriye’nin geleceği, anayasa yapım süreci ve tabii ki Fırat’ın doğusunda ne olacağı gibi gerçek bir gündemle toplanan Soçi Zirvesi’nin karşısında, İsrail’in bölge devletleriyle (?) sözüm ona kucak-laşması dışında bir şey üretemeyen (Tel Aviv Riyad’ın gerçekten bazı askeri /sivil kapasiteleri elde etmesine izin verir mi sorusunu sorup, “hayır” ceva-bı aldıktan sonra İsrail-Suudi Arabistan kucaklaşmasının samimiyetini tahlil edelim; detayları merak edenler de Riyad’ın sivil nükleer enerji reaktörü geliştirmeye çalışmasının hikayesini okusun) Varşova’nın “yeni Ortadoğu’sunun” hiçbir şansı yoktu. Bu konuda ortaya çıkan tablonun bilincinde olan ABD, Ruhani Varşova karşısında Soçi Zirvesi başarılıydı açıklaması yapmadan çok önce, Kral Selman’ı elinde para dolu çantayla Pakistan, Hindistan, Çin; Körfez güvenliğinin uzak komşularına gönderdi. Gerçi Suudi Arabistan’ın hem ABD’nin küresel piyasalarda petrol üreten ülkeler üzerinden çıkardığı krizleri dengelemek, hem Selman rejiminin devamını sağlamak, hem Libya idi, Mısır idi, Yemen idi çöken devletler operasyonları-nı yapmak, hem Türkiye-İran-Katar ‘a muhalefet edecek odakları beslemek, Rusya’ya gülümserken Pakistan, Hindistan, Çin yolunda para harcamak için yeterince kaynağı olup olmadığı da sorgulanıyor. Üstelik ABD, ara sıra Arap NATO’su, Arap Gücü, İslam........

© Açık Görüş