We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Balkanların tahta kılıçlı fatihi

5 0 0
08.10.2021

Sarı Saltık, İslâm dinini yayarken gazâ ideolojisinin yanı sıra istimalet politikası da benimsemişti. Dönemin pek çok dervişinin de uyguladığı üzere bu politikanın temelinde, dini kılıç zoruyla değil de hoşgörü siyaseti izleyerek özendirme yahut bölgedeki halkın kutsal kabul ettiği şahsiyetlerin menkıbelerini sahiplenmek suretiyle onun yerini alma düşüncesi yatmaktadır. Sarı Saltık'ın hayatından bahseden kaynakların hemen hepsinde, üzerinde en fazla durulan hususlardan birisi şeyhin, halka rahatsızlık veren bir ejderhayı öldürmek suretiyle bir bey yahut kralın kızını kurtarmasıdır.

Toplumlar kadim zamanlardan beri efsaneleri ve kahramanlık destanları ile var olurlar. Bu efsaneler bazen gerçekler ile iç içe girer, gerçek ile efsane arasındaki fark ayırt edilemez olur. Efsanelerin türetilmesinin temel nedeni ise, milletlerin ruhlarına hitap eden duygu, düşünce ve siyasetin ana malzemesini oluşturan şahsiyetlerin toplum inşasında başlıca etken olmasıdır. İşte böylesi efsane ile gerçek arasında hayatına dair bilgiler birbirine karışan önemli şahsiyetlerden birisi de Sarı Saltık'tır. Yunus Emre'nin bir dizesinde "Yunus'a Saltuk u Tapduk u Barak'tandır nasib" şeklinde zikrettiği, birisini daha önce yine bu sayfalarda yazı konusu yaptığımız tarikat silsilesindeki üç şahsiyetten birisi olan Sarı Saltık, hayatı hakkında menâkıbnâme/destan kaleme alınan ender şahsiyetlerden birisidir.

Hayatına dair en kapsamlı ve akademik monografinin sahibi, Selçuklu ve Osmanlı sosyal tarihçiliğinin duayen ismi Prof. Dr. Ahmet Yaşar Ocak'ın ifadesiyle; "Popüler İslam'ın Balkanlar'daki Efsanevi Öncüsü" olan Sarı Saltık, Osmanlıların Balkanlar'a geçişinden yaklaşık üç çeyrek asır önce Dobruca merkezli olarak Balkan coğrafyasında faaliyet göstermiş, bölgenin Türkleşmesi ve İslâmlaşması için gayret sarfetmiş bir gazi dervişti. Hayatından bahseden kaynakların hemen hepsinde gazî-derviş, alp-eren, mübarek zat ve ermiş gibi sıfatlarla tavsif edilmiş, bilhassa Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Cem Sultan'ın emriyle, şeyhin hayatını anlatmak amacıyla Ebu'l-Hayr Rûmî tarafından yazılan Saltuk-nâme'de onun kahramanlıkları efsaneleştirilerek anlatılmıştı.

Hamza'nın emaneti

Saltuk-nâme'de Sarı Saltık'ın, rüyasında Hz. Peygamber tarafından kendisine kuşandırılan kılıcın yanı sıra, İran mitolojisindeki Dahhâk'ın ve Hz. Peygamber'in, gösterdiği kahramanlıklar sayesinde "Allah'ın arslanı" lâkabını kazanmış olan amcası Hz. Hamza'nın kılıcına sahip olduğu ileri sürülmekteydi. Yine bu esere göre, Sarı Saltık'ın asıl adı Şerif Hızır olup babası Hz. Hüseyin'in annesi ise Hz. Hasan'ın soyundan gelmekteydi. Sonradan güçlü bir şekilde temsil edileceği Bektaşî geleneğine göre ise, Sulucakarahöyük civarında koyun çobanlığı yapan Sarı Saltık, Zemzem Pınarı'nda karşılaştığı Hacı Bektaş Veli'ye intisab etmiş, bir süre sonra, şeyhinin emriyle, yanında Ulu Abdal ve Kiçi Abdal isimlerini taşıyan iki yoldaşı daha bulunduğu halde hizmet amaçlı olarak Rum iline gönderilmiş, Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltık'ı Rumeli'ye gönderirken "Seni Rum ülkesine saldık" dediği için de Saldık/Saltık ismini almıştı. Tarihsel gerçeklik olarak ise o, Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykâvus'un talebi üzerine Dobruca bölgesine göç eden bir Türkmen babasıydı. Kardeşi Rükneddin IV. Kılıç Arslan ile yaptığı mücadeleyi kaybeden II. İzzeddin Keykâvus, 1261 yılında Moğol baskısının da etkisiyle Bizans'a sığınmak zorunda kalmış; İmparator VIII. Mihael Paleologos, aynı zamanda yeğeni olan bu Selçuklu hükümdarını Dobruca bölgesine yerleştirmiş, onun Anadolu'dan bazı Türkmen aşiretlerinin getirilmesi talebini de olumlu karşılamıştı. Sultan'ın davet ettiği bu aşiretlerden birisinin reisi önemli bir Türkmen aşiretinin reisi de olduğu anlaşılan Sarı Saltık'tan başkası değildi. İdaresi altındaki yaklaşık 12 bin Türkmen ile Balıkesir'den Dobruca'ya gelen şeyh ölümüne kadar Selçuklu sultanına hizmet etti. Sultan, imparator tarafından isyan girişiminde bulunduğu gerekçesiyle hapsedildiği zaman Dobruca bölgesinde faaliyet gösteren Sarı Saltık, daha sonra Altınordu hükümdarı Berke Han'ın daveti üzerine II. İzzeddin Keykâvus ile birlikte Kırım'a gitti. Yaklaşık 15 yıl süren bir ikametten sonra, Sultan 1278/79 yılında vefat edince, Möngke Temür'ün izniyle Dobruca'ya geri döndü.

İstimalet politikası

Hayatından bahseden kaynakların hemen hemen tamamı, Sarı Saltık'ın kafirlere karşı cihad eden bir gazi derviş olduğu konusunda hemfikirdirler. O bazen bizzat sefere çıkarak, bazen de keramet ve keşif yoluyla gazilere yardımcı olmuş, ölümü de yine bu savaşlardan birisinde aldığı yaralar nedeniyle vuku bulmuştur. Onun bu savaşçı kimliğine gerek hayatından bahseden en eski kaynak olan Tuffehu'l-Ervâh'ta gerekse Saltuk-nâme'de sıkça vurgu yapılır ve İslâm........

© Açık Görüş


Get it on Google Play