menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdam Sehpalarının Gölgesinde İran

20 5
yesterday

İran, yeni bir değişim ya da kırılma safhasındadır. 1979 yılından bugüne mollaların esareti altında olan ülkede sadece acı, işkence, sömürü ve idam vardır… Bir de kadınların peşinden koşan; “saç kılı görünmesin, şöyle örtünsün” diyerek tek tip kadın yaratma mücadelesi…

İran, siyasi İslam’ın propaganda eşliğinde iktidara taşınmasına; 1979’da Şah rejiminin yıkılmasında komünistlerin ve mollaların ortak mücadelesine; ardından ise birlikte mücadele ettikleri komünistlerin, inşaat araçları yollara dizilerek birer idam sehpasına dönüştürülmesiyle boğazlanmasına şahitlik etti… Sonuçta mollaları iktidara taşıyanlar, Şah rejiminden memnun olmayan emperyalist güçlerdi. Onların bilgisi ve denetimi altında Paris’ten gelen Ayetullah Humeyni’nin iktidara el koyması ve iktidarını sağlamlaştırmak için Irak’la savaşa girmesi, mutlak gücünü toplumun her katmanına yaymasının önünü açtı. Humeyni’nin cenaze töreninde tabutu parçalandı; anı olarak cesedinden ve onu örten örtüden parçalar koparıldı… Sapkın inanç, böyle bir toplumu yarattı!

“Devrim Muhafızları”, kuruluşundan itibaren güvenlik gerekçesiyle devlet içinde ayrı bir devlet olarak konumlandı. İran’a biçilen rol çerçevesinde, Yeşil Kuşak Projesi kapsamında ılımlı ve radikal İslam’ın yayılması için petrolden elde edilen kaynaklar kullanıldı… Bu Yeşil Kuşak dalgasının yalnızca Lübnan’la sınırlı kaldığı sanılır; oysa Afrika’nın içlerine kadar uzanan bir radikal İslam güçlenmesi ve doğu komşusu Afganistan’ın kaderinin köklü biçimde değişmesi anlamına gelmiştir. Elbette Pakistan da bu sürecin dışında değildir…

Ülkemizdeki yansıması ise 12 Eylül sonrasında, daha çıplak biçimde görülen laik aydınların katledilmesi ve bugünkü iktidarın ideolojik zeminlerinin döşenmesi olmuştur. Şii maddi kaynaklı olmamakla birlikte, Suudi sermayesi destekli ılımlı İslam çizgisi Türkiye’de iktidara yürütülmüştür…

Yeşil Kuşak açık bir emperyalist projedir.

Bu projenin sahipleri görünürde İran’la düşmanlık içindedir; fakat arka kapıdan her türlü ticaret yapılmış, İran’da üretilen artı değerin önemli bir bölümü Batı bankalarına ve emperyalist devletlerin askerî aygıtlarına dolaylı biçimde akmıştır. Silah sanayisi bu süreçten olağanüstü kârlar elde etmiştir. Kara paranın oluşumu ve karanlık ilişkilerin yaygınlaşması da bu Yeşil Kuşak siyasetinin bir sonucudur ve emperyalist devlet çıkarları doğrultusunda gelişmiştir…

İran, bu yönüyle bir ülke olmanın ötesinde, emperyalist güçler için bir test ve çatışma alanı işlevi görmüştür.

İran, Sovyetler Birliği’nin güney sınırında yer alan stratejik bir tampon ülke........

© Açık Gazete