Ekran zorbalığından akran zorbalığına
Ortalıkta bir “akran zorbalığı” lafı dolanıp duruyor. Ortaokul ve liselerde yoğunlaşan, hatta ilkokullara kadar inen şiddet ve zorbalıktan yakınılıyor. Okulda, sokakta meydan dayağı çekilen öğrenciler, sınıfta saldırıya uğrayan öğretmenler, küçükleri haraca bağlayan küçük zorbalar, okul önlerini mesken tutmuş torbacılar, yaşanılan sürecin çarpıcı fotoğrafları olarak karşımızdadır.
Akran zorbalığının, toplumsal tehdit boyutlarına ulaşan şiddet kültürünün olağan yansımaları olduğunu öncelikle not edelim. Şiddet ve zorbalık yükselen değer haline gelmişse, sınıf atlamanın, saygı görmenin kestirme yöntemi olarak benimsenmişse, toplumu temellerinden sarsan ciddi bir sorunla karşı karşıyayız demektir. Bu durumda, akran zorbalığından yakınmakla mı kalınmalı yoksa sorunun kaynağına inilip çözüm yolları mı aranmalıdır?
TRT ve özel televizyon kanallarındaki dizilerinde, feodal gelenekleri yaşatan ataerkil aile yapısı, toplum üzerinde baskı kuran mafyatik hiyerarşi, istediği yere uzanan,........
