‘Çömel ve cinsel organını aç’ dedi…
‘Çömel ve cinsel organını aç’ dedi…
Önce bir alıntı. Hasan Cemal’in Kürtler kitabından. Felat Cemiloğlu, 1982 yılında Diyarbakır Cezaevinde yaşadığı işkencelerden birini anlatıyor:
“….Tek ayak üstünde, duvar dibinde duruyordum. Ceza! Ama bir süre sonra yoruluyorum. Ayağım düşüyor yere, tutamıyorum. Emre itaatsizlik! Cezası: Duvarın dibinde, kanalizasyonun kapağını kaldırdılar, bir avuç bok alıp ağzıma attım. Sonra ağzımda pislik, hazır ola geçtim, öylece duruyorum. Kıpırdamak yok. Temizlemek yok. Yere tükürmek yok. Öylece ağzın kapalı, kımıldamadan ayakta, hazır olda bekliyorsun.”
İşkence, elbette bedene acı ve zarar vermeyi içeren fiziki bir şey. Ama esas etkisi, işkence göreni insan olmaktan çıkarmak.
Hasan Cemal’in kitabında bu anlatıları (o kadar çok ve uzun ki) sonuna kadar okuyamamıştım. Buraya da o yüzden minicik bir bölümünü aldım. Okurken insan olmaktan utandım çünkü. Bu işkenceleri yapanlar yaparken utanmamıştı ama ben onlar adına insanlığımdan utandım.
Çarşamba sabahı 10Haber’i yayına hazırlarken, yıllar önce Hasan Cemal’in kitabını elime aldığımda hissettiğim utancın bire bir aynısını hissettim.
Sebebi, İBB davasının 15 aydır tutuklu olan sanıklarından Fatoş Pınar Türker’in bir gün önce mahkemede yaptığı savunma sırasındaki bir anlatımıydı.
Uzun savunmanın herkesi aynı utanca sokan bölümü şöyle:
“….Sonra artık orada tabii hiç görmemişsinizdir muhtemelen, görmeyin de inşallah nezarethaneyi ama zaman mefhumunuzu yitiriyorsunuz çünkü bodrum katı olduğu için hiç cam, pencere yok. Müthiş bir pislik var her tarafta.
Artık kaçıncı gün, bilmiyorum; bir kadın memur geldi, ‘Arama yapacağız’ dedi. Sırayla götürüyorlar bizi. Ben de gittim.
Böyle arşiv odası gibi bir yere aldı kadın memur beni. ‘Soyun’ dedi.
‘Nasıl yani’ dedim. Eldiven taktı eline. Arkada klasörler, çok küçük bir oda.
‘Üstünü çıkar’ dedi. Üstümü çıkardım. Kontrol yaptı.
‘Tamam. Üstünü giyebilirsin’ dedi. ‘Gidebilir miyim’ dedim.
‘Hayır. Eşofmanını da indir’ dedi. İndirdim.
‘Çamaşırını da’, ‘Nasıl yani’ dedim.
‘İndireceksin’ dedi.
Dolayısıyla ikisini de ayak bileklerime kadar indirdim.
‘Şimdi yere çömel’ dedi.
Utananlar varsa çıkabilir, ben utanmıyorum ama yani bu insanların onurunu, gururunu yıkmak için yapılıyormuş ama yapan utansın, ben utanmıyorum.
‘Cinsel organını aç’ dedi.
‘Başını, arkanı dön, eğil’ filan. ‘Tamam’ dedi.
Hani eldiven taktı ya eline, eldiveni kullanmadığı için biz mutlu olduk. Çünkü ben böyle jinekolojik muayene filan gibi bir şey olacak zannettim.”
Pınar Türker, “Eldiveni kullanmadığı için mutlu olduk” derken neyi kastediyor anlıyorsunuz sanırım.
Dün polis açıklama yaptı, “Çıplak arama olmadı” diyemedi açıklamasında, onun yerine yapılan şeyin “mevzuata uygun” olduğunu bildirdi.
Gözaltına alınan kişinin üstünün başının aranması elbette hem mevzuata uygun hem de gerekli. Ama bunu gözaltının son gününde yapmak, yaparken de hayli ileri gidip cinsel organın içine bir şey saklayıp saklamadığını kontrola kadar vardırmak hangi mevzuatta yazıyor, çok merak ettim doğrusu.
Polisin sabahın kör karanlığında gelip evinizi basması, sizi apar topar gözaltına alması, ardından penceresiz bodrum katlarda size zaman mefhumunu unutturması vs hep filmlerden de bildiğimiz polis taktikleri.
Evinize zaten bir suç şüphesiyle gelip sizi gözaltına alıyorlar. Bunu en........
