FINDIK
Vakitliceydi epey. Hava çoktan kararmıştı. Nerden gelip nereye gittiğimi bilmem, bir garip derviş misali hiçbi zaman da bilmedim, bitek ben var idim dolmuşta.İki oğlan bir kız bindiler. Kız, sırt çantalı. Erkeklerin biri, eli valizli... Otogardan geçer mi dediler. Üçüncünün ev saabı olduğunu, uğurlamaya geldiğini düşündüm.Yol boyu pek konuşmadılar.***Anlayamadım yani; üniversite çağındaki bu üç sevimli kerata kimdiler, öğrenci mi... Yaz dinlencesi bitimi okullarına mı dönmekteydiler... Kızla oğlan sevgili miydiler... Ötekisi ortak bir kanki miydi?Renk vermediler.Gece dolmuşunda yaşananlar önemlidir. Bir memleketin hikayesinin ipuçlarıdır; karanlık, giden ve kalan...Ve para üstü denen şey.***Örneğin benim başıma genelde gülünç şeyler gelir dolmuşta. Bir kezinde sürücü kardeşim tanıdı beni. "Sen Gürsel Ekmekçi değil misin, biz durakta her hafta okuyoz seni abi" dedi. Tepe lambasını söndürdü. 2 tane bira aldı geldi.İçtik mecburen. Bir edebiyatçı, zaten böyle bir olasılık için yaşar. Sevgi denen ödülünü dolmuşta, parkta, mendirekte, çay ocağında alır. Giresun'da, denize karşı, bir üniversite daha bitirdiğim gecedir, selam olsun.***Bu kez hüzün........
