Altın balon mu, yoksa patlamaya hazır bir bomba mı?
Memlekette bugünlerde en çok sorulan sorular:
"Altın hikâyesi bitti mi?" ve "Altında yükselen trend terse mi döndü?"
Evet savaşın büyümesine rağmen altın fiyatları bir süredir geriliyordu.
Fed faiz kararını açıkladıktan sonra ve aynı zaman diliminde İran ile İsrail karşılıklı olarak Körfezde bulunan dünyanın en önemli doğalgaz ve petrol rafinerilerini vurduğunda ise düşüş daha da keskinleşti.
Petrol 120 dolara fırlarken, altın 2 bin 600 dolarlara kadar sert bir şekilde geri çekildi.
Mümkün ama çok değil. Buralarda ufak ufak dengelenmeye başlar.
Altının düşüşündeki en önemli etkenlerden biri de Fed Başkanı Powell’ın "enflasyon düşene kadar faiz indirimi beklemeyin" imasıydı.
Bu imalı söylem, satışların şiddetini daha da artırdı.
Para hızla dolara ve ABD tahvillerine kaçtı.
Bu hareket ile ABD tahvil faizleri yüzde 5 seviyelerine dayandı.
Kısacası altındaki sert satışın arkasındaki temel finansal davranış biçimi bu kaçış hareketiydi.
Tam bu noktada ana sorularımıza tekrar geri dönelim:
"Altın hikâyesi bitti mi?" ve "Altında yükselen trend terse mi döndü?"
Cevap gayet basit: Hayır, elbette...
Şu an yaşananlar, buzdağının sadece görünen yüzü.
Öncelikle şunu söyleyeyim Altın; doğrusal bir grafik değil; jeopolitik, parasal ve sistemsel krizlerin birleştiği bir "emniyet sübabıdır."
Bugün yaşadığımız geri çekilme bir son değil; küresel finansal mimarinin çatlaklarının daha da derinleştiği kırılma öncesi bir "sessiz hazırlık" evresi.
Finansal hikâyeyi sadece "bugün" üzerinden okumak, bir yatırımcının yapabileceği en büyük hatadır.
Tarih bize gösteriyor ki altın, krizlerin ilk safhalarında hep benzer tepkileri veriyor: Önce likidite (nakit) ihtiyacı nedeniyle düşüyor;........
