menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Git ve gel

6 0
24.07.2026

Bir ulu şehre varmak; dürülüp toparlanmak, elenip kalburda kalmak, yunup arınmak kadar kolay olmasa gerektir. Şehirlerin böyle bir yönü vardır; görünmeyen bir terbiyenin, sessiz bir imtihanın mekânı gibidirler. Gidersiniz; gidişiniz sizin elinizdedir, karar sizindir. Lakin o şehre vardığınız andan itibaren artık yalnız değilsinizdir. O şehrin iklimi, tarihi, değerleri, ilim ve hikmet sahipleri sizi içine alır; soluğunuzu değiştirir, bakışınızı dönüştürür, yürüyüşünüzü ağırlaştırır yahut hızlandırır. Bir bakarsınız, siz siz olmaktan çıkmış, şehrin ince bir nakşı gibi onun dokusuna işlenmişsiniz. Allanır, pullanır, yeniden biçimlenir ve bir gün dönüş izniyle geri çağrılırsınız.

Vardığınız şehrin sahipleri sizi bağırlarına basarlar. Bunu görseniz de böyledir, görmeseniz de. Bazen bir kapı aralığında, bazen bir çınarın gölgesinde, bazen bir esnafın tebessümünde, bazen de bir yabancının gözlerindeki tanışıklıkta kucaklaşırsınız. Siz artık onların konuğusunuzdur. İster fark edin ister etmeyin, misafirlik başlamıştır. Misafirlik, yalnızca bir evde ağırlanmak değildir; bir şehrin kalbine taşınmaktır. Ve misafir, misafir olduğunu idrak ettiği kadar incelir. Çünkü bilir ki her misafirlik gibi bu da bitecektir. Her kalış bir gidişe gebedir. Her geliş, içinde gizli bir vedayı taşır. Bir şehrin asıl kalbi, o topraklarda yetişmiş ilim ve hikmet ehli şahsiyetlerdir. Ruhunuz bu şahsiyetlerle mesrur olur, inşirah bulur; huzur ve esenliğin gölgesinde dinlenir.

Her gelen gidiyor. Bu, hayatın en açık hakikati ve en zor kabul edilen gerçeğidir. Gelmek, gitmeyi de peşi sıra getirir. Tıpkı doğuşun ölümü, kavuşmanın ayrılığı içinde saklaması gibidir. Gidiyorsunuz; öyle gidiyorsunuz ki bir daha dönmeyecekmiş gibi. İçinizde kapanan kapılar, ardınızda kalan yüzler, yarım kalan sözler bir ırmak gibi akmaya devam eder. Fakat bir an gelir, yol sizi yeniden çağırır. Dönüş başlar. Ve o dönüş, gidişten daha ağır, daha derin, daha yüklüdür. Çünkü artık biliyorsunuz ki gittiğiniz yer, döndüğünüz yer değildir. Siz de o giden siz değilsinizdir.

İnsan, gidişin sayılı günlerini bitmeyecekmiş gibi yaşar. Günler uzar, geceler ağırlaşır, vakit genişler. Oysa dönüş vakti geldiğinde her şey daralır. Valizler kapanır, yollar kısalır, sözler azalır.........

© YeniBirlik