We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Marx yaşasaydı nereye giderdi?

55 4 4
26.10.2020

Bir taraftan ABD seçimlerine yaklaşırken dünyâ, siyâseten de bir sıkışmışlığı yaşıyor. Husûsen Rusya ve Çin’i hedefleyen bir sıkışmışlık bu. Yâni bahsi geçen coğrafya düpedüz Avrasya coğrafyası. Türkiye, İran ve Pakistan’daki devletleri de kapsamına alıyor. Çevrelemeler, yalnızlaştırmalar bu devletlerin ortak paydası hâline gelmiş vaziyette. Avrasya’nin jeostratejik ehemmiyeti Çin ile Avrupa ve Rusya ile Avrupa bağını kesmeye mâtuf bir açılıma sâhip. Şu aralar Rusya’nın baskılanmasının öne çıkmış olduğuna şâhitlik ediyoruz. Beyaz Rusya’nın istikrarsızlaştırılması; Polonya, Romanya ,Bulgaristan ve Yunanistan’daki NATO mevzilenmeleri üzerinden Doğu Avrupa’dan başlatılıyor ve Doğu Akdeniz’e sarkıyor. Paralel bir hat ise Kafkasya ve Hazar Denizi’nde kuruluyor. Yatay eksende ise Orta Asya devletleri var. Kırgızistan ise âdeta bunun düğüm noktasını oluşturuyor. Senaryo, Çin Denizi’ndeki kapatmalarla ikmâl edilmiş oluyor. Burada, Avustralya, Yeni Zelanda , Endonezya ve Vietnam gibi devletleri içine alan sanki bir Pasifik NATO’su yapılandırılıyor. Bu hususlarda hayli yazı yazdık. Bunlar jeostratejik gelişmeler. Ama bu sayılan gelişmeleri kuşatan daha derin bir hesaplaşma anlaşılmadan yeteri kadar kavranmış olmayacaktır.

NATO üzerinden ABD’yi harekete geçiren ve siyasetlerini sertleştiren kritik gelişme Çin’in attığı son adımlardı. 5G teknolojisini kurması; yâni emek yoğunluklu bir üretim üssü olmaktan çıkıp-bu kadarı ABD için sorun oluşturmuyordu- ABD’nin bu alanlardaki üstünlüğüne son veren bir teknoloji-sermâye yoğunluklu üretime geçmesi bardağı taşırdı. Bununla da kalmadı, Çin ABD Dolarına ekonomik mânâda savaş açtı. Öldürücü hamle buydu. Çünkü 1944 Bretton Woods ile........

© Yeni Şafak


Get it on Google Play