İçeride kavga, dışarıda kuşatma
Arafat'ta milyonlar tekbir getirirken Washington yeni Orta Doğu haritasını konuşuyordu. Kurban Bayramı'nın manevi atmosferini yaşadığımız bu günlerde dünya siyaseti son derece kritik bir eşikten geçiyor. Bir tarafta milyonlarca Müslüman Arafat'ta aynı duaya amin diyor, aynı kıbleye yöneliyor, aynı ihram altında eşitleniyor; diğer tarafta ise küresel güç merkezleri Orta Doğu'nun yeni siyasi haritasını şekillendirmeye çalışıyor. Aslında bugün yaşanan gelişmeleri yalnızca diplomatik bir açıklama ya da sıradan bir dış politika hamlesi olarak okumak büyük hata olur. Çünkü mesele çok daha derin, çok daha stratejiktir.
Tam da bu nedenle Türkiye'nin bugün yaşadığı iç siyasi gerilim yalnızca bir iç politika tartışması olarak okunamaz. Çünkü dünya yeni bloklara ayrılırken, Orta Doğu yeniden tasarlanırken Ankara'nın içeride sürekli kriz üretmesi Türkiye'nin dışarıdaki pazarlık gücünü de zayıflatmaktadır. Özellikle hükümetin son dönemde CHP Genel Merkezi ve İzmir başta olmak üzere ana muhalefet partisine karşı sergilediği sert ve tansiyonu yükselten tutum, sadece içeride değil dış dünyada da dikkatle takip edilmektedir. Çünkü küresel sistem, içeride kutuplaşan ve kurumsal gerilim yaşayan ülkeleri daha kırılgan görür. İşte bu noktada mesele yalnızca CHP meselesi olmaktan çıkmaktadır. Çünkü içeride derinleşen her siyasi kriz, Türkiye'nin dışarıdan gelecek stratejik baskılara karşı direncini de azaltmaktadır. Trump'ın Türkiye dahil birçok Müslüman ülkeye yönelik "İbrahim Anlaşmaları'na katılın" baskısı, aslında kurulmak istenen yeni küresel denklemin açık ilanıdır. Çünkü bugün Orta Doğu'da inşa edilmeye çalışılan yapı; İsrail merkezli yeni bir güvenlik ve siyasi eksendir. Körfez ülkeleriyle başlayan bu süreç, zamanla daha geniş bir kuşatma hattına dönüştürülmek........
