Celladın alkışçıları: Cambaz bitti, sıra bizde
Dünya koca bir sirk çadırına döndü; bizler ise biletini ruhuyla ödemiş gönüllü köleler gibi en ön sırada oturuyoruz. Üstelik sadece izlemekle yetinmiyoruz, o kanlı gösteri nihayete ermesin diye her sabah yeni bir bahaneyle uyanıyoruz. Yüzyıllardır aynı bayat yalan fısıldanıyor kulaklarımıza: "Cambaza bak!" Ve biz, boynumuz kırılırcasına o ipe, o sahte parıltıya, o suni gerilimlere kilitlenmişken, ayaklarımızın altındaki toprağın kanla sulandığını görmezden geliyoruz.
Artık mesele Gazze'nin bombalanması değil, mesele, o bombaların gürültüsünde uykumuzun bölünmesine kızacak kadar alçalmış olmamızdır. Filistin'de bir anne, evladının bedeninden geri kalanları bir poşete sığdırmaya çalışırken, biz "gündemin yoğunluğundan" şikayet ediyoruz. İran ile İsrail arasındaki o nükleer satranç tahtasında devrilen her taşın, aslında bir insanın göğüs kafesi olduğunu unutalı çok oldu. ABD'nin o kirli elleriyle dağıttığı "demokrasi" paketlerinden sadece ölüm fışkırırken, biz paketlerin ambalajını tartışacak kadar sığlaştık.
Bir İspanya, bir Brezilya kadar cesur olamadık. Bu artık bir trajediden öte, topyekûn bir insanlık iflasıdır.
Bir acının manşetten düşmesi, o acının bittiği anlamına gelmez, sadece bizim o acıyı tükettiğimiz, posasını........
