Kilimin dili
Toprakla gökyüzü arasında kurulan en eski bağlardan biridir kilim.
İnsan, sözü yetmediğinde ipliğe tutunmuş, duygusunu, korkusunu, umudunu ilmeklere yüklemiştir.
Anadolu'da dokuma, yalnızca bir zanaat değil, hafızayı taşıyan bir anlatı biçimidir.
Çatalhöyük'ten Yörük obalarına uzanan bu yolculukta kilim, yaşamın kendisiyle birlikte var olmuştur.
Yörükler için kilim, göç yolunda taşınan bir eşya olmaktan öte, kimliğin ve aidiyetin parçasıdır.
Doğayla kurulan ilişkinin, inancın, aile düzeninin ve toplumsal hafızanın izleri bu dokumalarda saklıdır.
Her ilmek, yaşanmış bir anın karşılığıdır, her motif, bilinçli bir seçimin sonucudur.
Renkler rastgele değil, anlamla belirlenir.
Desenler süslemek için değil, anlatmak için vardır.
Akrep motifi, tehlikenin bilincinde olmayı simgeler.
Kötülüğün varlığını kabul eder, ona karşı önlem almayı öğretir.
Anadolu insanı, korktuğu şeyin sembolünü dokuyarak onu etkisiz kılacağına inanır.
Bu nedenle akrep, zararlı niyetin karşısına dikilen bir işaret haline gelir.
Bereket motifleri, yaşamın çoğalma arzusunu taşır.
Narın tanesi, üzümün salkımı, incirin özü, doğanın sunduğu bolluğu simgeler.
Boğa, koç, geyik ve balık, gücü, sürekliliği ve doğurganlığı anlatır.
Dağ, su ve kaya ise evrenin düzenini, doğumla ölüm arasındaki döngüyü hatırlatır.
Bukağı motifi, bağlanmanın sembolüdür.
Aşkın, birliğin ve aile düzeninin........
