Bu konuda bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.

5-6 yıl önce kardeşim Akören Avdan köyünde köyün çıkışında bir ev yaptırdı. Ben de yazın arada köye gittiğim zaman evde kalıyorum, hava değişimi yapıyorum. Zaman zaman kahvehaneye gidip köylülerle oturuyorum.

Biraderin yaptırdığı evin önünden köyün merasına giden yoldan köylü koyunlarını hayvanlarını götürdüğünü görüyordum. 20-30 yaş arası gençlerin önünde 50-60 kadar küçükbaş hayvanları yaylıma götürdüklerini görüyordum. Geçtiğimiz sonbaharda yine köye gittim. Ancak daha önceki gördüğüm manzarayı göremedim. Köyde ikamet eden akrabalarıma daha önce hayvanlarını yayılma getiren gençlerin neden yok olduklarını sordum. Bu gençlerin birkaç yıl içinde devletin verdiği hayvanları sattıklarını kahvehanelerde avare bir şekilde pineklediklerini söylediler. Nasıl geçindiklerini sorduğumda yazın birkaç ay başka vilayetlere giderek meyve toplama işçisi olarak çalıştıklarını oradan getirdikleri ile geçimlerini sağladıklarını, ayrıca muhtarlık aracılığıyla kaymakamlığa müracaat ederek market yardımı kartları aldıklarını ve bu kartlarla aylık ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade ettiler.

Çocukluğumdaki kuzu ve oğlak güttüğüm yaylalara gittim, o büyük meraların boş olduğunu gördüm. Çocukluğumda gördüğüm sürülerin olmadığını meraların mahzun olduğunu müşahede etmenin üzüntüsüyle köyden döndüğümü ifade etmek isterim. Çocukluğumda köyün sokaklarında gördüğüm onlarca yüzlerce tavuk sürülerini göremedim.

Köyün bakkalında yumurta kolilerinde yumurta satıldığını gördüm. Bu insanlara devletin sosyal yardım yapma yerine üretme katkı sağlayacak projeler geliştirerek sıkı takip ve denetim altında projeler ortaya koyması gerektiğine inanıyorum. Bu insanlar emeksiz yaşamaya teşvik ediliyorlar. Kesinlikle sosyal yardımları da hak etmiyorlar. AK parti iktidarı bu anlamda toplumu abartılı uygulamalarıyla sosyal yardım cenneti haline getirerek tembelliği teşvik etmiştir. Bu gerçeği doğru okuyarak yepyeni stratejiler geliştirmek mecburiyetindedir.

10-Bankacılık sistemimizin şiddetle ıslahına ihtiyaç vardır.

Mevcut sistem faiz merkezli enflasyon ve pahalılığı körükleyen pompalayan bir sömürü sisteminden başka bir şey değildir. Bu anlamda yepyeni iktisadi ve ekonomik sistemler üzerinde çalışmalar yapılarak yatırım ve üretim bankacılığı sistemi İhdas edilmelidir. Bankalar emeksiz-zahmetsiz faizle emeği sömürmek yerine; sağladığı sermaye ve finans karşılığında üretime ortak olmalıdır. Banka finansör ve sermayedar sıfatıyla konsorsiyumda yer alacak; firma üretici fonksiyonunu icra edecek; devlet ve banka pazarlama ve denetim konusunda çok yönlü katkıda bulunacaktır. Bu uygulama ile üretim artacak faizin üret ime gider olarak yansıması sonucu oluşan fiyat artış ve enflasyon parametreleri pasifleşmiş hale gelecektir. Bu uygulamanın mahiyetini değerli merhum hocamız profesör doktor Necmettin Erbakan'dan defalarca dinlediğimi çok iyi hatırlıyorum.

11-AK parti hükümetinin toplumda tepkilere neden olan en önemli hatalarından biri de göçmen kabul politikalarında gösterdiği uygulamalarıdır. Daha kontrollü ve selektif politikalar uygulayarak göçmen kabulleri konusunda etkili ve doğru stratejiler uygulaması gerektiğine inanıyorum. Bu anlamda kısmen "merhametten maraz doğar" atasözümüz çerçevesinde olumsuzlukların yaşandığını hepimiz müşahede etmişizdir. Son dönemlerde bu anlamda hükümet daha etkili ve kapsamlı politikalar uygulamaya başlamıştır. Ancak İlk zamanlardaki kümeli girişlerin sıkıntıları kolaylıkla bertaraf edilememiştir. (Devam edecek)

QOSHE - DERİN ANALİZ-7 - Kudsi Öncü
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

DERİN ANALİZ-7

51 0
07.05.2024

Bu konuda bir gözlemimi paylaşmak istiyorum.

5-6 yıl önce kardeşim Akören Avdan köyünde köyün çıkışında bir ev yaptırdı. Ben de yazın arada köye gittiğim zaman evde kalıyorum, hava değişimi yapıyorum. Zaman zaman kahvehaneye gidip köylülerle oturuyorum.

Biraderin yaptırdığı evin önünden köyün merasına giden yoldan köylü koyunlarını hayvanlarını götürdüğünü görüyordum. 20-30 yaş arası gençlerin önünde 50-60 kadar küçükbaş hayvanları yaylıma götürdüklerini görüyordum. Geçtiğimiz sonbaharda yine köye gittim. Ancak daha önceki gördüğüm manzarayı göremedim. Köyde ikamet eden akrabalarıma daha önce hayvanlarını yayılma getiren gençlerin neden yok olduklarını sordum. Bu gençlerin birkaç yıl içinde devletin verdiği hayvanları sattıklarını kahvehanelerde avare bir şekilde pineklediklerini söylediler. Nasıl geçindiklerini sorduğumda yazın birkaç ay başka vilayetlere giderek meyve toplama işçisi olarak çalıştıklarını oradan getirdikleri ile geçimlerini sağladıklarını, ayrıca muhtarlık aracılığıyla kaymakamlığa müracaat ederek market yardımı kartları aldıklarını ve bu kartlarla aylık ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade........

© Yeni Meram


Get it on Google Play