menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vretça’dan “kayıp” Mülayim Kamil ve Hüseyin Cemal için araştırmalar canlandırılmalı... (2)

15 21
11.02.2026

Leymosun Çiftlikler bölgesinden “kayıp” edilmiş olan Kıbrıslıtürkler’le ilgili önceki günkü yazımızın içerisinde Leymosun’dan “kayıp” edilmiş diğer Kıbrıslıtürkler konusunda sözünü etmiş olduğumuz Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal, 15 Ağustos 1974’te Leymosun’dan “kayıp” edilmişlerdi... Bugüne kadar onlardan geride kalanlar bulunamadı... 16 sene önce, bir Kıbrıslırum okurumuz olası gömü yerini bize ve Kayıplar Komitesi yetkililerine göstermişti... Ancak bu bölgede herhangi bir kazı yürütülmüş olduğunu işitmedik. Bu konuda Kayıplar Komitesi yetkililerinden ricamız, Vretçalı “kayıp” Mülayim Kamil ve Hüseyin Cemal için araştırmaların canlandırılması ve tam 16 sene önce bir Kıbrıslırum okurumuzun göstermiş olduğu olası gömü yeriyle ilgili araştırmaların derinleştirilmesidir.

Vretçalı Mülayim Kamil ile Hüseyin Cemal’ın olası gömü yerini bundan tam 16 sene önce bir Kıbrıslırum okurumuz bize ve Kayıplar Komitesi’ne 2 Kasım 2010’da göstermişti... Leymosun’un dışında olan bu yerde herhangi bir kazı yapıldığını duymadık... Bu konuda dün de Kayıplar Komitesi’nin bir sorumlusuna Kıbrıslırum okurumuzun göstermiş olduğu bu olası gömü yeri hakkında tekrardan bilgi vererek hatırlatma yaptık ve Vretçalı bu iki “kayıp” Kıbrıslıtürk’le ilgili olarak araştırmaların canlandırılmasını rica ettik.

OCAK 2011’DE YAZDIKLARIMIZIN DEVAMI...

27-28 Ocak 2011 tarihlerinde bu sayfalarda yayımlanan yazımızın devamı ise şöyleydi:

“Leymosun’da Hüseyin Cemal’la birlikte ekmek almaya giderken hastanenin önünden bazı Kıbrıslırumlar tarafından alınıp “kayıp” edilen Vretçalı Mülayim Kamil’in yeğeni Serdar Arapoğlu anlatıyor...

Serdar Arapoğlu dayısının hayatta olduğuna yürekten inanıyordu, bunun için de çeşitli söylentileri örnek gösteriyordu... Baf’ın bir köyünde bir kişi varmış ve gözleri gerçekten de Mülayim Kamil’in gözlerine benziyormuş, bir kahveye uğruyormuş bu adam, pejmürdeymiş ve o ayrıldıktan sonra Kıbrıslırum kahveci onun Mülayim isimli bir Kıbrıslıtürk olduğunu söylemiş... Bu ve benzer şeyler anlatıyordu Serdar Arapoğlu... Onu dinledikçe üzülüyordum çünkü “kayıp” yakınlarına “ölüm kanıtı” sunulmadığı sürece, onlar “kayıp” olan yakınlarının hayatta olabileceğine kuvvetle inanırlar, yürekleri buna inanmak ister ve ne söylerseniz söyleyin, bu inancı yerinden söküp atamazsınız... Çünkü bunca yıldır o “kayıp” şahsın öldürülmüş ve bir yere gömülmüş olduğuna dair ortada hiçbir kanıt yoktur...

Mülayim Kamil’in ailesi, Kayıplar Komitesi’ne de, onun hayatta olduğuna dair kuvvetli inancını ifade ederek, onlardan Baf’ta araştırma yürütmesini istemişti... Bu iki gencin “kayıp” edilmesi yalnızca ailelerinin değil, tüm Vretçalılar’ın içinde yaraydı... Minareliköy’de (Neohorgo Kitrea) bir kazı yerine gittiğim zaman Vretçalılar’ın sorularıyla karşılaşmıştım, Mülayim Kamil ve Hüseyin Cemal’ın bulunup bulunmadığını soruyorlardı...

Leymosun’da Hüseyin Cemal’la birlikte ekmek almaya giderken hastanenin önünden bazı Kıbrıslırumlar tarafından alınıp “kayıp” edilen Vretçalı Mülayim Kamil’in yeğeni Serdar Arapoğlu’yla röportajımız şöyle:

SORU: Serdar Bey, Hüseyin Cemal’la birlikte 1974’te “kayıp” olan Mülayim Kamil, dayınızdı...

SERDAR ARAPOĞLU: Evet, annemin kardeşidir. Mülayim dayımın annesinin adı Havva’dır, hayatta değildir. 1974’ten önce vefat ettiydi. Babasının adı Kamil, Kamil Usta derlerdi... Vretçalı’ydı... Dayım, Leymosun’a çalışmaya gittiydi. Zaten orada kardeşi Taşer Altınfincan vardı, meşhur Altınfincan Kahveleri vardı, orada çalışırdı... Taşer dayım, o zamanın sayılı kahvecilerindendi, kahve üretirdi.

SORU: Nerede kalıyordu dayınız?

SERDAR ARAPOĞLU: Bir bayanın yanında kiracıydılar, iki tane genç zaten... Hüseyin Cemal da büyük dayımın kaynıydı... Yani büyük dayımın hanımının kardeşiydi. Beraberdiler Mülayim dayımla Hüseyin Cemal.

SORU: İnşaatlarda çalışıyorlardı sanırım...

SERDAR ARAPOĞLU: Evet, bildiğim kadarıyla öyle... Zaten o zaman, oydu, en geçerli olan oydu. İnşaatlarda çalışırlardı. Bunlar esir da oldu, bilginiz varsa... Esir alındılar fakat maalesef yaşları 18’i geçmediği için serbest bırakıldılar... Bana söylenen esir alındılar, 18 yaşından küçük oldukları için serbest bırakıldılar. Hep söyleniyor yani, keşke esir kalsalardı. Çünkü diğer dayılarım, amcalarım esir alındı ve şu anda hayattadırlar.

Biz yıllar var ki duyumlar alıyoruz.. Birkaç konu söyleyeceğim size... Bizim kafamız çok karıştı...

Bildiğim kadarıyla ekmek almaya gittiler, orada fırının önünde alındılar, bir kere daha hiçbir haber alınamadı... 15 Ağustos........

© Yeni Düzen