...Hayali cihan çökertir! - 1
Adını bilmeyenlere dahi bu güzel mısrâını 16. yüzyıldan günümüze ulaştırabilmiştir Hayâlî.
Şimdi ne Hayâlî gibi “tevriye” sanatını bu ustalıkta icra edebilecek şâirimiz kaldı ne de hatırladığımızda “Hayâli cihan değer” diyebileceğimiz yaşanmışlıklar.
Cihan değer olmasından geçtik, bâri “cihan çökertesi” olmasalardı.
“İnsan nisyandan alındığı için, nisyâna mübtelâdır. Nisyânın en kötüsü de nefsin unutulmasıdır.” (Mesnevî-i Nûriye)
“Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.” (Lem’alar) Nefs-i emmâreyle el ele veren şeytan, kişiye kusurlarını unutturuyor. İnsanın kendi kusurlarını görüp hatırlaması “en zor” şeylerdendir. Daha kolayı, başkalarının hatalarını hatırlamaktır; hele ucu bize dokunuyorsa.
Görünüşte kendimizle alâkalı sanmadığımız hatalı icraatları ise çabuk unutmak gibi bir zaafımız mevcut. Hatta Üstadın ifadesiyle dehşetli cânileri âlicenâbâne affetmek, mânevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamlara bir tek hasenesi için bir nevi taraftar olmak suretiyle musibet-i âmmenin devamına kader-i İlâhiyeye fetva vermek “Biz buna müstehakız.” demek gibi fevkalâde safderunluklarımız da var. (Sikke-i Tasdik-i Gaybî)
Hâfıza-i beşer nisyan ile mâlüldür. Geçmiş hatâları unutmak, bunların tekrarına “dâvetiye”dir. Ne demiş Âkif:
Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi?
"Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
2002 Kasım’ında iktidara gelen AKP, devir-teslim, tebrik, kabul sonrasında, ilk ciddî icraat olarak -alelacele- ne yapmıştı?
-Irak’ı işgal........
