Hacı Hüseyin Efendi’nin korkusu
Diyarbakır’da ise 1925’te yaşanan Şeyh Said Hadisesi ve ardından gelen Şapka Kanunu, halkı derinden sindirmiş; korku, bütün ağırlığıyla yüreklere çökmüştü.
Bu korkunun hâkim olduğu günlerde, Diyarbakır’ın tanınmış âlimlerinden Hacı Hüseyin Efendi, medresenin bazı ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya çıkmıştı. Bir süre yürüdükten sonra bir jandarma önünü kesti.
“Başındaki sarığı çıkar!” dedi.
Hüseyin Efendi sakin bir şekilde, “Sarığı niye çıkarayım?” diye karşılık verdi.
Jandarma, başındaki sarığı zorla çıkarıp yerine şapka koymaya çalıştı. Hüseyin Efendi sükûnetini koruyarak, “Git yavrum, benimle uğraşma.” dedi.
Ancak jandarma güzel sözden anlamadı. Kendini kanunun temsilcisi gibi görerek Hüseyin Efendi’nin üzerine yürüdü. Bununla da yetinmeyip elini silahına attı ve tehditler savurdu. Tartışma giderek şiddetlendi. Bir anda silahını Hüseyin Efendi’ye doğrulttu.
Hüseyin Efendi, can havliyle kendisine çevrilen silahı jandarmanın elinden almaya çalıştı. Aralarında şiddetli bir boğuşma başladı. Bu sırada silah patladı ve jandarma vuruldu.
Hüseyin Efendi tutuklandı. On bir yıl boyunca akıl almaz işkenceler altında hapis yattı. Cezasını tamamladıktan sonra Diyarbakır’a döndü.
Fakat korku, bir gömlek gibi hâlâ üzerinde duruyordu. Bir gün bir arkadaşından, Bediüzzaman’ın korkusuz ve fedakâr talebelerinden Mehmet Kayalar’ın adını duydu. Gizlice ve çekinerek onun medresesine gitti.
Mehmet Kayalar sohbet sırasında şöyle dedi:
“Ben korkuyu karşıma aldım, alnının........
