Bu soykırımcı azgınlığın sonu, nereye varacak?
Eski bir Evanjelist vaiz olan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Adolf Netanyahu’nun fotokopisi gibi…
Arz-ı Mevud’a atıfla “Ortadoğu’nun tamamının İsrail’in hakkı olduğunu” söylüyor!
Soykırımı canla başla destekliyor, çocukların katledilmesini “normal” karşılıyor!
Bir de Amerikalı Senatör Lindsey Graham var ki, Huckabee ile “Adolf’luk” yarışına girmiş vaziyette…
Canla başla soykırımın savunuculuğunu yaparken Gazze’de katledilen yetmiş iki binden fazla Filistinli masum için -zerre miskal utanmadan- “Öldürülenler sivil değil” diyebiliyor.
Kan içiciliğinin, azgınlığının sınırı yok, şöyle devam ediyor:
“İsrail olsaydım, Gazze’ye atom bombası atardım!”
Aşağılık Batı “Medeniyeti”nin faşist bir temsilcisi olarak…
İşgal altındaki topraklarını Siyonist düşmana karşı savunan Mücahit Hamas’a ve dahi Filistin halkına atom bombasıyla soykırım yapılmasını talep ediyor!
Soykırımda, el yükseltiyor; bu Graham denilen Belhüm Adal!
Lindsey Graham, Amerikan Faşizmi’nin tarihteki katliamları ile övünüyor:
“Gazze’yi dümdüz edin. Berlin’i dümdüz ettik. Tokyo’yu da dümdüz ettik.
Biz Japonya’da terör rejimini bitirmek için atom bombası atarken yanlış mıydık?
Çoğu Cumhuriyetçi benim gibi düşünüyor.
Askeri zafer olmadan radikalizmi kırma umudu da yoktur.”
Lindsey Graham, seksen küsur yıl sonra Japonya’yı bir anda, bir kalemde “terörist rejim” yapıveriyor.
Dünden bugüne Haydut ABD’ye karşı direnen veya savaşan kim varsa, hangi ülke varsa “terörist!” etiketi hazır!
Amerika Birleşik Terör Devletleri olmak, işte böyle bir şeydir.
ABD’nin 1945’te Japonya’ya karşı savaşı kazanmak üzere iken, iki şehrine atom bombası atmasının asıl sebebi; Soğuk Savaş’a geçilirken Sovyetler Birliği’ne gözdağı vermekti.
Hiroşima ile Nagazaki’ye dehşetli bir yıkım getiren atom bombalarının atılması “sivillerin kanlarından beslenmekle alakalı” şeytani bir güç gösterisiydi.
O günlerde, Sovyetler Birliği henüz atom bombasına sahip değildi.
Stalin, bu saldırıyı “ABD’nin Provokasyonu” olarak not etti; Başkan Truman’ın kendisinin gözünü korkutmaya çalıştığını düşünüyordu.
Eski bir KGB ajanı olan İgor Preline, “Soğuk Savaşın Şafağı” adlı Fransız yapımı belgeselde şöyle diyor:
“Bizim gördüğümüz, ABD’nin atom bombası atarak SSCB’ye açık bir mesaj gönderdiğiydi…
Amaçları, Japonlara karşı hızlı bir zafer elde etmek değildi.
Amerikan politikalarını dikte edebilmek gayesiyle SSCB’nin gözünü korkutmaktı…
Truman, sürücü koltuğunda artık kendisinin oturduğunu göstermek istemişti.”
Seksen küsür sene sonra, ‘Çok Kutuplu Bir Dünya’ var…
Ve bu defa, Lindsey Graham gibi faşist Cumhuriyetçiler “Trump’tan, sürücü koltuğunda oturduğunu göstermesini” bekliyorlar!
Graham’ın “İran’a karşı askeri müdahaleye ihtiyacımız var” diye zırlaması, bundan dolayıdır.
NÜKLEER ÇİFTE STANDART
Haydut ABD, İran’ın nükleer silahlara sahip olma ihtimalini gerekçe göstererek yeni bir........
