Hasan Taşkın yalnız değildir!
Kurban Bayramı; barışın, kardeşliğin, küskünlerin barışıp el sıkıştığı, toplumun her kesiminin birbiriyle helalleştiği mukaddes bir zamandır.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi koridorlarında yaşanan olaylar neticesinde CHP Genel Merkezi, ne yazık ki basına yönelik çirkin bir fiziki müdahale ve hakaret sözleriyle çalkalandı.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun binaya girişi sırasında, yakın koruma ekibinin yarattığı arbedede, kamera ve cep telefonlarının önü kapatıldı, gazeteciler tartaklandı.
Daha da vahimi; bu barbarca müdahalenin tam merkezinde, mesleğine yıllarını adamış, dürüstlüğü ve tarafsızlığıyla tüm siyasi partilerin saygısını kazanmış olan Yeni Ankara Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hasan Taşkın doğrudan hedef alındı.
Hasan Taşkın, bir basın mensubunun taşıması gereken en üst düzey meşruiyeti, yani “T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Resmî Basın Kartı”nı ibraz etmesine rağmen, bir polis memurunun fiziki müdahalesine uğradı.
O polis memuru, kameraların önünde pervasızca, “Sen gazeteci olamazsın!” diyerek haddini ve yetkisini aşan o skandal cümleyi kurdu.
Yeni Ankara yazarı olarak soruyorum:
Resmî basın kartı taşıyan gazetecinin kim olup olamayacağına karar vermek, eline telsiz, beline silah verilmiş bir koruma polisinin haddi midir?
Görevi sadece güvenliği sağlamak olan bir kamu görevlisi, hangi hakla bir gazetenin genel yayın yönetmenine el kaldırabilir, onu fiziki güçle geriye itebilir?
Ankara Valimiz Sayın Yakup Canbolat’a........
