menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürecin yeni eşikleri

8 1
08.02.2026

Türkiye siyaseti bazı dönemlerde krizlerle değil, süreçlerle yeniden şekillenir. “Barış ve Kardeşlik” başlığı altında yürüyen mevcut tablo da böyle bir eşiktir. Ancak bu kez dikkat çekici olan, milliyetçi siyasetin sürecin kenarında değil merkezinde konumlanmış olmasıdır. Bu süreci başlatan ve açık biçimde savunan siyasi irade MHP’dir. Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sürecin siyasi risklerini üstlenerek aktif bir pozisyon almıştır.

MHP’nin bu süreçteki rolü edilgen ya da çekimser değildir. Aksine parti, sürecin kavramsal çerçevesini kuran, “terörsüz Türkiye”, “bin yıllık kardeşlik” ve “umut hakkı” gibi başlıkları açık biçimde dillendiren aktördür. Özellikle “umut hakkı” meselesinin kamuoyu önünde ısrarla vurgulanması, MHP’nin süreci yalnızca destekleyen değil, tartışmayı ileri taşıyan bir konumda olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşım, klasik milliyetçi reflekslerin ötesine geçen bir siyasal cesaret anlamı taşımaktadır.

Elbette seçim öncesi ve sonrası söylem tonunda farklılıklar gözlemlenmiştir. Seçim döneminde güvenlik ve devlet bütünlüğü vurgusu daha sert bir retorikle ifade edilirken, seçim sonrasında sürecin kurumsallaşmasına dönük daha açık mesajlar verilmiştir. Ancak bu değişim bir yön sapması değil; siyasal zamanlamaya göre ayarlanmış stratejik bir ton farklılığıdır. MHP, taban reflekslerini korurken sürecin siyasi mimarisini inşa etmeye yönelmiştir.

Bu noktada sürecin toplumsal boyutu ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır. Beklenen düzeyde bir toplumsal mobilizasyon henüz ortaya çıkmış değildir. Kamuoyunda dikkatli bir izleme hali vardır; ancak güçlü bir sahiplenme ya da yaygın bir toplumsal seferberlik gözlenmemektedir. Bu durum sürecin siyasal sorumluluğunu doğrudan parti aktörlerinin omuzlarına yüklemektedir. Toplum sonuç odaklı bir tutum........

© Yeni Ankara