menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çapsız bir meydan okuma

8 6
20.01.2026

Son günlerde basına yansıyan bazı olaylar, Türkiye’de uzun süredir sezgisel olarak hissedilen fakat kavramsal düzeyde yeterince tartışılmayan bir olguyu yeniden tartışmaya açtı: çeteleşme, cezasızlık algısı ve kamusal alanda güç gösterisinin sıradanlaşması. Atlas Çağlayan olayı etrafında oluşan tartışmalar ve uluslararası basında —özellikle Fransa merkezli bir gazetenin— Türkiye’deki suç ağlarına dair yayımladığı geniş değerlendirme, bu olgunun yeni ortaya çıktığını değil, zaten uzun süredir var olan bir yoğunluğun belirli örnekler üzerinden yeniden görünür hâle geldiğini düşündürüyor.

Bu yazı, söz konusu gelişmeleri bir “suç haberi” dizisi olarak değil; daha çok, devlet–toplum ilişkilerinin dönüşümü, normların aşınması ve meşruiyetin yeniden dağılımı bağlamında ele almayı amaçlıyor. Yargı dağıtmak yerine soru sormayı, olayları açıklamaktan çok, onları mümkün kılan toplumsal koşulları anlamayı deniyor.

Bu noktada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Son on gün içinde art arda gelen haberler, çoğu zaman yanlış bir şekilde bir “ani artış” izlenimi yaratıyor. Oysa burada söz konusu olan, niceliksel bir sıçramadan çok, uzun süredir devam eden bir yoğunluğun belirli örnekler üzerinden kamuoyuna yansımasıdır. Çeteler, yasa dışı ağlar ya da şiddet pratikleri son haftalarda ortaya çıkmış değildir; aksine, madde kullanımındaki artıştan gündelik şiddetin sıradanlaşmasına kadar uzanan geniş bir toplumsal zeminde uzun zamandır varlık göstermektedir.

Bu nedenle asıl soru, bu yapıların neden şimdi daha fazla konuşulduğu değil; neden bu kadar uzun süre boyunca görünmez kalabildiğidir. Sosyolojik açıdan görünürlük, yalnızca nicel bir artışın sonucu değildir; aynı zamanda bir eşik aşımıdır. Belli davranışların, belli aktörler tarafından ve belli mekânlarda sergilenebilir hâle gelmesi, o davranışların artık yüksek bir yaptırım riski taşımadığını ima eder. Bu noktada mesele, tekil suç fiillerinden ziyade, suçun temsil edilme biçimidir. Gücün, korkunun ve dokunulmazlık hissinin alenileşmesi, toplumun normatif sınırlarının nerede çizildiğine dair sessiz bir mesaj üretir.

Cezasızlık algısı nasıl inşa edilir?

Cezasızlık, yalnızca mahkeme salonlarında verilen kararlarla oluşmaz. En az onlar kadar belirleyici olan, hangi olayların soruşturulmaya değer bulunduğu, hangilerinin gündemden hızla düştüğü ve hangilerinin........

© Yeni Ankara