menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AK PARTİ İLE NİCE YİRMİ BEŞLİ YILLARA

16 0
15.08.2026

Erdoğan ve Milletin Tarihî Beka Sancağı Altında Yazılan Çeyrek Asırlık İstiklal Destanı

Tarih, sadece söz söyleyenleri değil; beka kavşağında gövdesini taşın altına koyarak haritaları yeniden çizen liderlerin cesaretini de yazar. 14 Ağustos 2001'de yakılan meşaleyle başlayan bu yürüyüş; prangaları parçalayan, vesayeti dize getiren ve asırlık hasretleri vuslata dönüştüren bir lider ile o liderin arkasında dağ gibi duran aziz bir milletin çeyrek asırlık büyük destanıdır. Bu yazı; statüko barikatlarının, okyanus ötesi şantajların nasıl millî bir çelikleşmeyle darmadağın edildiğini ve sarsılmaz bir sadakatle örülen Türkiye Yüzyılı vizyonunun şifrelerini ilan eden bir istiklal beyannamesidir. Tarihin dönüm noktaları, sadece takvim yapraklarının değişimiyle değil; adanmış yüreklerin, çelikten iradelerin ve bir milletin küllerinden yeniden doğuşuyla yazılır. Bu kutlu atılım; sadece Ankara’nın siyaset koridorlarında değil, Diyarbakır’ın surlarında, Trabzon’un yaylalarında, İzmir’in körfezinde ve İstanbul’un yedi tepesinde yankılanan bir Anadolu ihtilalidir.

Karanlıktan Aydınlığa: 14 Ağustos 2001 Nizamı

Anadolu topraklarının bağrından çıkan, vesayetin karanlığını milletin sinesindeki o büyük cevherle dağıtan AK Parti’nin çeyrek asırlık şahlanışı, sadece bir siyasi partinin değil, topyekûn bir milletin ayağa kalkış öyküsüdür. Bu hikâye, her anı gerilimle sınanan ama her virajı sarsılmaz bir inançla dönülen, lider ile milletin aynı mukaddes hedefte kenetlendiği küresel bir başarı vizyonudur. Takvimler 14 Ağustos 2001’i gösterdiğinde, Türkiye ekonomik krizlerin pençesinde, siyasi istikrarsızlığın karanlığında ve her on yılda bir tekrarlanan vesayet müdahalelerinin gölgesinde yönünü arıyordu. İşte o puslu iklimde Recep Tayyip Erdoğan ve yol arkadaşları, “Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek yola çıktılar. Bu çıkış, statükonun kurduğu barikatlara, medyanın manşetlerle attığı pusulara ve “Muhtar bile olamaz” diyenlerin kibirli mahkûmiyet hükümlerine karşı, egemenliği kayıtsız şartsız ait olduğu yere; millete teslim etme kararlılığıydı.

Sarsılmaz İttifak: Milletin İnancı, Liderin Sadakati

Bu çeyrek asırlık yolculuğun asıl yakıtı, dünyada eşine az rastlanır bir ruh ikizliğidir: Milletin Erdoğan’a olan sarsılmaz güveni ve Erdoğan’ın milletine olan hesapsız sadakati. Ne zaman içeriden ya da dışarıdan bir fırtına kopsa, bu aziz millet liderinin gözündeki o kararlı ışığa bakarak yönünü tayin etti. Kapatma davalarında, muhtıralarda, sokak teröründe ve ekonomik suikastlarda bu millet, “Biz seninleyiz” diyerek sandıkları ve meydanları birer kale gibi savundu. Bu asil duruşun karşılığı ise Recep Tayyip Erdoğan’ın milletine duyduğu derin sevdada ve sadakatte gizliydi. “Milletime hizmetkâr olmaya geldim” diyen bir lider, yedi düvel bir araya gelse de milletinin hukukunu korumaktan tek bir adım geri atmadı. Tehditlere, suikast girişimlerine ve küresel ambargolara karşı dik duruşu, işte bu karşılıklı sadakatin eseriydi. Erdoğan milletine güvendi; millet de Erdoğan’ın kendisini asla yarı yolda bırakmayacağını, küresel güçlerin önünde boyun eğmeyeceğini çok iyi bildi. Bu iki irade birleştiğinde, Türkiye’nin........

© Turktime