menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toprağın da dili vardır!

11 1
02.02.2026

“O sabah tarlaya vardığımızda babam, elindeki sopayı toprağa batırarak dolaşmaya başladı.”

Manisa Demirci’nin Hırkalı Köyünde sabahlar erken başlardı. Güneş, dağın ardında daha yeni kızarmaya başlamışken horozların sesi, köyün üstüne asılı sis gibi yayılırdı. 1979’un o yazı, köyün havasında her zamankinden farklı bir telaş vardı. Sanki toprak bile nefesini tutmuş, su arayan insanların ayak seslerini dinliyordu.

Ben, Nusret, okuldan yeni dönmüş, üniversiteyi okumanın heyecanıyla bir yandan da çalışmanın kutsallığına yürekten inanan on dokuz yaşında bir gençtim. Babam, köyümüzün muhtarı Ahmet Ali, sabah erkenden beni uyandırmıştı.

“Kalk oğlum, bugün iş çok. Korum’daki tarlaya bakacağız.” Sesi kararlı ve içinde belli belirsiz bir umut taşıyordu. Gözlerimi ovarken........

© Türkiye