"Hayırdır Erkara! Nereye gidiyoruz?"
Erkara, konuşmasına fırsat vermeden arkadaşının koluna girdi: "Haydi gidiyoruz."
Yüksek kerpiç duvarla çevrili avlu kapısının tokmağını, tempo tutar gibi vurmaya başladı. Neden sonra içeriden;
- Geldim!.. Geldim!..
Diyen Aşır’ın sesi duyuldu. Erkara fazla yorulmadan uyandırdığı için biraz rahatlamıştı. Derin bir “oh” çekti. Kalın tahta kapı yalpalayarak açıldı. Erkara, konuşmasına fırsat vermeden arkadaşının koluna girdi.
- Hayırdır Erkara! Nereye, niçin gidiyoruz? Acelen ne? Hem neyle gidiyoruz; atla mı, piyade mi?
- Ne yapıyorsun? Dur, giyineyim bari.
- Kolay kolay korkmayacağımı bilirsin arkadaşım.
Dedi. Peşinden sürüklercesine yokuş yukarı yürümeye başladılar. Erkara, gördüğü rüyanın tesirinden hâlâ kurtulamamıştı. Heyecanla anlattı.
- Rüyamda o kızı gördüm.
- Bilmezlikten gelme Aşır. Kim olacak........
