menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Benim o makama çıkacak yüzüm yok artık!”

45 0
08.09.2026

Süleyman Çelebi, Doğan Bey’inin esir edilmesi hadisesine üzülmüştü elbette. Lakin asıl onu yiyip bitiren dert başkaydı!..

Büyücünün kara, isli kazanlarının altındaki ateşler hâlâ yanıyor, küf kokusuna karışan koyu gri dumanlar, helezonlar çizerek göğe yükseliyordu. Erkara, söndürmek istedi. Vazgeçti. “Nasıl olsa odunlar bitince kendiliğinden söner” diye söylendi.

Sık ağaçların arasından kasvetli ve soluk bir aydınlık giriyor, tarifsiz bir acıyla birlikte içini üşütüyordu. Çalılarda içinde ne olduğunu bilmediği sepetler asılı. Köşelerde ağır, ceviz ağacından yapılmış etrafı demir çemberli yayıklar, duruyordu. “Şüphesiz bunların içinde altın, gümüş ve mücevherler var” dedi. Evirdi, çevirdi açmaya çalıştı. Sonra da vazgeçti uğraşmaktan. Yerde oraya, buraya serpiştirilmiş irili ufaklı birçok kap dikkatini çekti. Bazıları bakır, birkaçı seramik, taş ve ağaç oyması olanlar da azımsanmayacak kadardı. Dip, köşeyi biraz daha karıştırdı. Aradığını bulamayınca da balgam karışımı koca bir tükürüğü üzerlerine fırlattı. Hırsla uzaklaştı homurdanarak: "Pis cadı!"

Âlimler buyurdu ki; “Hikmet, şecaat,........

© Türkiye