Türkiye’de “Uyuşturucu Operasyonları”: Hukukun Gereği mi, Siyasetin Aracı mı?
Türkiye’de son günlerde kamuoyuna yansıyan uyuşturucu operasyonları, yalnızca adli bir sürecin parçası olarak mı yürütülmektedir, yoksa bu operasyonlar siyasi bağlamdan bağımsız düşünülemeyecek bir noktaya mı gelmiştir? Özellikle iktidara mesafeli, eleştirel ya da artık destek vermediği bilinen bazı “ünlü” isimlerin bu operasyonlarda öne çıkması, toplumda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Bu soru işaretleri, tek başına operasyonların varlığından değil; seçicilik algısından, zamanlamadan ve kapsamdan beslenmektedir.
Seçici Adalet Algısı
Hukuk devletinde temel ilke, suç şüphesinin kişiye, kimliğe veya siyasi duruşa göre değil; delile göre değerlendirilmesidir. Ancak kamuoyunda oluşan algı, uyuşturucu operasyonlarının çoğunlukla iktidara yakın olmayan ya da muhalif tutumlarıyla bilinen isimler etrafında şekillendiği yönündedir.
Bu noktada sorulması gereken soru şudur:
Eğer bu operasyonlar gerçekten kapsamlı bir “temiz eller” yaklaşımının parçasıysa, neden kamuoyunda iktidara yakınlığıyla bilinen isimler bu süreçlerde neredeyse hiç görünmemektedir?
Bu sorunun cevabı verilmedikçe, yürütülen her operasyon—hukuken ne kadar doğru olursa olsun—siyasi bir araç........
