menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD kendi ateşini yakıyor, kendi çukurunu kazıyor

44 1
12.01.2026

Geçen hafta “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” başlıklı bir başyazımın sonunu şu sözlerle bitirmiştim:
Ünlü Amerikalı yazar ve çevreci Edward Abbey’in dediği gibi, “Büyümek için büyümek, kanser ideolojisinin hücresidir.” Kontrolsüz ve amaçsız biçimde büyümeye çalışan ABD de, bir kanser hücresi gibi eninde sonunda kendi kendini tüketecektir.

ABD, küresel alanda büyümek ve ekonomisini ayakta tutmak uğruna dünyanın dört bir yanında kaosu, istikrarsızlığı ve uluslararası hukuksuzluğu tetiklemektedir.

ABD’nin başına ikinci dönemini yaşayan, akıl sağlığı adeta bedenine hiç uğramamış olan Trump’ın gelmesi ise bu gidişatın dozajını her geçen gün daha da artırmaktadır. Trump, geçtiğimiz günlerde, “Benim uluslararası hukuka ihtiyacım yok. Beni sadece kendi ahlakım ve aklım durdurabilir.” demiştir… Akıl ve ahlakın olmadığı bir yerde ise, bu gidişatın tam anlamıyla bir felaket olduğu zaten kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Trump, ikinci dönemine başladığı günden itibaren hedef seçtiği ülkelere açık açık, “Yer altı–yer üstü zenginliklerinizi, adanızı, toprağınızı, kanalınızı vereceksiniz” diyerek sürekli tehditler savurmaktadır. Bu dengesiz hırsı uğruna, Venezuela gibi bir ülkenin devlet başkanını eşiyle birlikte düzenlediği bir operasyonla Amerika’ya kaçırmıştır. “Beni sadece kendi ahlakım ve aklım durdurabilir” derken, bu tabloda zerre kadar akıl ve ahlak gören var mı?

Venezuela’nın petrolüne çökmek için Maduro’yu “narko-terör” ile suçlayan; buna karşılık İsrail’de rüşvet, yolsuzluk ve görevi kötüye kullanma suçlarından yargılanan Netanyahu’nun affedilmesi için İsrail devletine baskı yapan Trump’ın, ahlaktan söz etmesi mümkün değildir. Hele hele yüz binlerce insanın ölümünden sorumlu olan Netanyahu’yu, “İyi bir adam. Mücadele ediyor. O bir savaş kahramanı;........

© Türkgün