menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakikatin Sessiz İnfazı

27 0
15.07.2026

Not: Bu yazımı 2 bölüm halinde yazdım. 2. Bölümü haftaya yayınlayacağım.

Sokrates'in Savunması yalnızca bir filozofun mahkemedeki savunması değildir. Aynı zamanda hakikatin iktidar karşısındaki en eski ve en onurlu direnişidir. Aradan yirmi dört asır geçti; mahkemeler değişti, devletler değişti, yönetim biçimleri değişti. Fakat hakikati rahatsız edici bulan iktidar aklı hiç değişmedi.

Sokrates, Atinalı yargıçların karşısında yalnızca kendisini savunmuyordu; hakikatin cezalandırılamayacağını anlatmaya çalışıyordu.

“Ey Atinalılar, siz bana kızdınız; söylediğim gerçeklere öfkelendiniz.”

İnsanlık tarihi, bu öfkenin farklı kostümlerle tekrar tekrar sahneye çıktığı uzun bir tiyatrodur. Dün filozoflar yargılanıyordu; bugün gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar, hukukçular ve eleştirel düşünceyi temsil eden herkes aynı kaderin farklı versiyonlarıyla karşılaşıyor.

Çünkü iktidarlar değişse de, hakikate duyulan tahammülsüzlük değişmiyor.

Bu yüzden bugün yaşananı yalnızca baskı, sansür ya da hukuksuzluk olarak tanımlamak eksik kalıyor.

Bugünün en büyük silahı, hakikatin sessiz infazıdır.

Sessiz infaz, insanı öldürmek değil; hakikati görünmez, önemsiz ve savunulamaz hâle getirmektir. Çünkü susturulan yalnızca insanlar değildir; zamanla toplumun hakikate inanma cesareti de susturulur.

İşte modern çağın baldıranı budur.

Artık ölüm, tek bir kâse içinde sunulmuyor.

Bir mahkeme kararına iliştiriliyor.

Bir televizyon tartışmasına serpiştiriliyor.

Bir sosyal medya linciyle çoğaltılıyor.

Bir ihale, bir soruşturma, bir işten çıkarma ya da görünmez bırakılma biçiminde dolaşıma sokuluyor.

Eskiden filozofun bedeni hedef alınırdı.

Bugün ise önce sözü öldürülüyor.

En sonunda da toplumun hafızasından silinmesi bekleniyor.

Modern iktidarlar, insanları öldürmeden fikirleri mezara gömmeyi öğrendi.

Baldıran artık bir kâsede değil; kurumların arasında dolaşan görünmez bir sistemdir.

Bu yüzden Sokrates'in ölümü yalnızca tarihsel bir olay değildir.

Her çağ, kendi Sokrates'ini üretir.

Ve ne yazık ki her çağ, kendi baldıranını da.

Küresel ölçekte........

© Tigris Haber