menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İtaatin metafiziği

12 1
08.01.2026

İnsan, hakikate doğrudan temas edemez; ona ancak aklın, korkunun ve alışkanlığın süzgecinden geçerek yaklaşır. Görmek, bilmek değildir; bilmek ise çoğu zaman katlanmayı gerektirir. Bu yüzden akıl, karanlıkta kaybolmaz—çoğu kez bilinçli biçimde karanlığa bırakılır. Varlığın ağırlığı karşısında insan, düşünmenin yükünü taşımaktansa onu devretmeyi seçer; böylece itaat, yalnızca bir davranış değil, ontolojik bir sığınak hâline gelir.

Hakikat burada sessizdir. Çünkü sesini yükseltmek, kalabalığın düzenini bozar. Ve insan, düzenin bozulmasındansa aklın susturulmasını tercih eder.

Bir an gelir, insan gördüğünden şüphe eder.

Gözleri oradadır ama inancı kalabalığın elindedir.

Çevresel baskı yükseldiğinde gerçek eğilir;

hakikat, çoğunluğun sesine benzeyene kadar bükülür.

Nietzsche, insanları iki nehir gibi ayırır.

Biri kendi yatağını açar, taşlara çarpar, kanar ama yönünü seçer.

Diğeri kalabalıkla akar; sessizdir, güvenlidir, iz bırakmaz.

Ve acı olan........

© Tigris Haber