Rosa, Renee, Ali İsmail, onlar, siz, biz!..
Diğer
10 Ocak 2026
Bir önceki yazı şöyle başlamıştı: Trump, Venezuela’dan “başkan kaçırırken” yaşlı Rosa Gonzales’i de yatağında, uykusunda öldürmüştü!
Bu kez, genç bir anneyi, 37 yaşındaki Renee Good’u öldürdü! Bu kez, ABD’de, Minneapolis’te.
“Başkan’ın özel ordusu” ICE epeydir “göçmen avı”nda. Sözde oturma izni olmayan, kaçakları arıyorlar ama çoktan vatandaş olmuş insanlar da toplanıyor. Evlerinden, çocuklarının okulundan, arabalarından, sokaktan koparılıyor. Bazen çocuklar da.
Bu “avcılar”ın arkasında sadece Başkan yok. Amazon, Fed Ex, Comcast, Dell, General Dynamics, Motorola gibi büyük şirketler, Palantir gibi “İsrail’le iç içe” güvenlik algoritmaları, esasında her gün kullandığımız “araçlar”ın Yapay Zekâ ve sosyal medya ağaları da var. Başta Nazi Almanya’sı, tarihte her yerde görüldüğü gibi, faşizmle ya da diktatörlerle, ama gönüllü ama sinerek, servetlerinin ve kârlarının peşinde kanka olanlar.
Sadece onlar değil; “bir kişinin İspanyolca konuşması, ten rengi onun şüpheli sayılmasına yeter” diyebilen içtihat da bulunuyor. Sesi titrek medya, sinmiş Cumhuriyetçi hatta Demokrat parlamenterler de. Üniversiteler de. (Bilirsiniz böyle şeyleri!) Ve tabii ABD aşırı sağı; faşizmle, Nazizmle ruh birliğinin denizlerinde ve dehlizlerinde dolaşanlar da.
Rosa’nın nasıl öldürüldüğünü görememiştik ama Renee’nin nasıl öldürüldüğü ayan beyan görüldü. “Yeni ırkçılık”ın avlamak üzere maskeli milislerini saldığı “ten rengi koyu ya da koyuca” komşularını korumak isterken öldürüldü iki çocuk annesi. Arabasını durdurmak isteyen ve yanına yaklaşan “maskeli, devlet tetikçisi” birkaç el ateş ederek yüzünden vurdu onu.
“Irkçılık” bu kez ten rengi koyu bir avı değil, avlamak istedikleriyle, komşularıyla, hemşerileriyle dayanışma içinde olan, onlar evlerinden çıkamayınca alışverişlerini yapan, onların hayatına omuz veren “beyaz kadın”ı da öldürmüştü. O yüzden, başta Minneapolis, her yerde, buz gibi havaya da rağmen öfkeyle, tepkiyle sokakta omuz omuza veren binlerce kişi “hepimizi öldürebilirler” diyordu.
(Tam bu noktada Berkin Elvan’ı, Ali İsmail Korkmaz’ı, Uğur Kaymaz’ı, Metin Göktepe’yi ve nicesini hatırlıyor musunuz? Biraz hatırlar mısınız!)
Renee Good, belli ki, soyadı gibi “iyi” bir insandı. İki çocuğuyla köşesine çekilmemiş, “insan avı”na çıkanlara karşı, rengini, ırkını ayırmadan komşularının yanında mücadele etmişti. Her renkten binlerce, yüzbinlerce ABD’li gibi. Chicago’nun “siyah”, Minneapolis’in “beyaz” veya New York’un çiçeği burnunda........© T24
