menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dört üniversite, dört hikâye

14 0
22.02.2026

Son günlerde teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinin yapay zekâya dair söyledikleri, sosyal medyada bir yarışa dönmüş durumda. Kim daha büyük bir kehanet söyler, kim daha çarpıcı bir senaryo çizer. Bu söylemlerin büyük çoğunluğunu da abartılı bulduğumu X hesabımda yeterince paylaştım.

Bu hafta o gürültüden uzaklaşıp yine konuşmayı sevdiğim ve konuşulması gerektiğini düşündüğüm bir yere odaklanmak istiyorum; eğitim. Bunu da iki hafta önce kaldığımız yerden devam ederek yapacağım; yine yapay zekâyla hafifçe soslanmış bir şekilde..

Yaklaşık bir buçuk ay önce, MEF Üniversitesi Eğitimde Mükemmellik Merkezi bir rapor yayınladı. Rapor, bir yapay zekâ ajanının kendisine verilen bir eğitim programını tamamlama süresi ve etkinliği ile ilgili bir deneyin sonuçlarını içeriyor. Normalde tamamlaması 60 saati bulan bir sertifika programını, bir yapay zekâ ajanı ödevler dahil 25 dakikada tamamlamış. Üstelik sertifika programının kontrol mekanizması da bu ödevin bir ajan tarafından gerçekleştirildiğini tespit edememiş.

Tüm tartışmalarıyla, endişeleriyle ve avantajlarıyla yapay zekâ hayatımızın bir parçası. Eğitim gibi yarınımızı doğrudan etkileyecek bir olguya da ciddi etki etme potansiyeline sahip. Dolayısıyla bu etkiyi ölçmemiz, anlamamız ve bunun sonucunda eğitim kurumlarını ile eğitim biçimlerini öğrencilerin ve nihayetinde toplumun faydasına olacak şekilde belki de temelden yeniden şekillendirmemiz gerekiyor. MEF'in raporunun da bence ana mesajı bu; üniversite eğitiminde alışılagelmiş yöntemleri değiştirmemiz gerekiyor.

Peki bu dönüşümün merkezinde yapay zekâ mı olmalı?

İşte tam bu noktada soru şuna dönüşüyor. Bu kırılganlığın farkında olan kurumlar ne yapıyor?

Geçtiğimiz Aralık ayının ortalarında Nature'de yayınlanan bir rapor serisi, bu soruya ilginç bir perspektiften yanıt veriyor. Üstelik bu yanıt, beklenenin aksine "yapay zekâyı daha iyi denetleyin" değil, "kurumsal yapınızı yeniden düşünün" şeklinde. Ne yazık ki araştırdığım kadarıyla bu seri Türkiye'de pek gündem olmadı (Neredeyse hiç).

Bu rapor serisinden bir tanesi, dört farklı ülkeden (Güney Kore, Çin, Hindistan ve Hollanda) dört üniversiteyi başarılı kılan stratejilere odaklanıyor. Bu stratejilerin büyük çoğunluğu ise yapay zekâ merkezli olmaktan ziyade "yapısal" stratejiler. Yapay........

© T24