menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

C. Ç., S. A., M. G. ve diğerleri!

21 0
yesterday

İstanbul Havalimanı’nda 2 koli içinde toplam 47 kilo 34 gram “kokain” yakalandı.

Koliler bir uçakla gelmiş, kolileri uçak altından yer hizmetleri görevlileri almış, sonra da ihbar üzerine hepsi yakayı ele vermişler.

Kim ihbar etti, niye ihbar etti haberde belirtilmemiş.

Böyle bir şehir efsanesi var; kaçakçılar malın küçük bir bölümünü yakalatıyorlar ki büyük bölümünü rahatça geçirebilsinler!

Bu ne kadar doğrudur, bilemiyorum. Sorabileceğim bir kaçakçı tanımıyorum maalesef. Doğrulatamadığım için de “şehir efsanesi” demeyi tercih ettim.

Zaten konumuz da bu değil.

Operasyonun ardından göz altına alınan kişiler şunlar: C. Ç., S. A., M. G., A. E. T., İ. Y., S. K. Zanlılardan A. A. yakalanacağını anlayınca kaçmış.

Haberi servis eden emniyet görevlileri miydi, savcılık görevlileri miydi, bilemiyorum.

Ancak zanlıların kişisel haklarına karşı gösterdikleri bu hassasiyetin gözlerimi bir an için yaşarttığını söyleyebilirim.

Çok yaşartmadı çünkü bu zaten kanunlarımıza göre de gösterilmesi gereken bir hassasiyet.

Lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı gibi temel kavramları korumak için, zanlıların isimlerinin açıkça yazılmaması gerekiyor zaten.

Onun için yetkilileri gösterdikleri bu özen için kutlayacaktım ama aynı yetkililer söz konusu kişiler “meşhur” olunca buna hiç özen göstermiyorlar.

İsimleri hemen açıklanıyor, emniyete, savcılığa ve adli tıbba götürülürlerken boy boy fotoğrafları çektirilip, yayınlatılıyor.

Lekelenmeme hakları, masumiyet karinesi filan hatırlanmıyor.

Üstelik bu insanlar kanunlarımıza göre uyuşturucu kullanmış olsalar bile yargılanmaları 5 yıl süreyle ertelenerek, uyuşturucu illetinden kurtulabilmeleri için kendilerine bir fırsat da verilecek.

Kaçakçılık zanlılarının lekelenmeme hakkı gözetilirken, oyuncu, şarkıcı, iş insanı gibi kişilerin haklarının çiğnenmesini nasıl izah etmeliyiz?

* * *

Tehlike her zaman sarayın içinde

Yıllarca Macaristan otokratı Orban’ın yanında siyaset yapan, hükümetlerinde bakanlık yapan Magyar, Macaristan’da muhalefetin 16 yılda başaramadığını 3 yılda başardı. İşte tekrar yazıyorum: Milleti sıkıştırmaktan vazgeçin, tehlike sarayınızın içinde!

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi

Otokratik rejimlerin en belirgin özelliklerinden biri “tırsık” olmalarıdır.

Anlaşılabilir bir durum bu tabii.

Bu tür rejimlerde iktidarı korumak için hukuk dışına çıkmak, yeni yollar icat etmek sıkça başvurulan bir yöntemler arasındadır ve otokrat da aptal değil ya, günün birinde bunların hepsinin kendisine karşı kullanılabileceğini düşünür. Korkunun nedeni budur.

Kendi korkusunu bastırmak için de kitleleri korkutmak ister.

En basit demokratik hak taleplerinin bile şiddetle cezalandırılmasının nedeni budur.

Miting yapılmasın, gösteri yapılmasın ister.

Bu köşede sıkça yazıyorum, uyarıyorum ama öyle görünüyor ki bunları okuyan kimse yok.

Diyeceksiniz ki “kardeşim, otokratların derdi seni mi gerdi, sen de yazma, ne halleri varsa görsünler.”

Öyle değil maalesef: Gazetecilik mesleği de kamu hizmeti sayılır. Görevimi yapmam gerekiyor.

“İyilik yap denize at, otokrat bilmezse, demokrat bilir” diye bir söz yok ama varmış gibi hareket etmemiz gerekiyor.

Sadece otokratlara değil, seçimle iş başına gelmiş demokratlara da bu hizmeti sunuyoruz.

Mesela Cumhurbaşkanı, Başbakan olduğu yıllarda uyarılarıma en azından kulak vermiş olsa, Fetullahçılar belasını başımıza sarmazdı.

Bu köşede sıkça yazdım ki otokratlar için en büyük tehlike, kendi saraylarının içindedir, sokakta değil.

Sokakta gösteri yaptıkları için garibanları dövdürmekten vaz geçip, sarayınızın içine odaklanın dedim.

Yale Üniversitesi’nden Milan Svolik’in araştırmasından sıkça söz ettim.

Buna göre 1945 – 2002 yılları arasında iktidara gelen ve sonra iktidardan gitmek durumunda kalan 316 diktatörden sadece 32’si halk ayaklanması ile devrilmiş.

Otokratların ve heves edenlerin asıl korkmaları gerekenler, kendi yönetsel gruplarının içindeki hırslı tipler.

Diktatörlerden 205’i, yani yaklaşık yüzde 70’i iktidar elitlerince devrilmiş.

UCLA’dan Barbara Geddes’in araştırması da bunu doğruluyor: Diktatörler için tehlike, kendi iktidar gruplarının içinde yatıyor aslında, sokaklarda –meydanlarda değil.

Nitekim Macaristan örneği bu bilgilerimizi yenilememizi sağladı.

Macaristan otokratı Orban’ı devirmek de Orban’ın iktidar elitlerinden birine nasip oldu.

Yıllarca Orban’ın yanında siyaset yapan, hükümetlerinde bakanlık yapan Magyar, Macaristan’da muhalefetin 16 yılda başaramadığını 3 yılda başardı.

İşte buraya tekrar yazıyorum: Milleti sıkıştırmaktan vazgeçin, tehlike sarayınızın içinde!

------------------------------

 

 

 


© T24