menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Falcı savaşı, din hocası futbolu yorumlarsa

35 0
09.03.2026

Ekranlar iyiden iyiye şenlendi! Sözcü TV’nin, astrolog Öner Döşer’e savaşı yorumlatmasının ardından Nihat Hatipoğlu da ATV’deki ramazan programında Fenerbahçe’nin nasıl şampiyon olacağına dair taktikler verdi.

Bunlar televizyon yayınlarına çıkan “uzman” isimlerin, “uzman olmadıkları” konularda da soruları yanıtlamalarının, uzman gibi konuşmalarının uç örnekleri. Ekranlar, uzman gibi görünen ya da her konuda uzman sayılan, ama aslında konuştuğu konuya tam hâkim olmayan isimlerle dolu. Tabii her konuda uzman olan “yorumcular”ın başında gazeteciler geliyor.

ABD ve İsrail’in, İran’a saldırmasıyla başlayan savaşla birlikte ekranlar yine bu tip “uzman yorumcular” ile kaplandı. Zira yorumcu konuşturmak kolay ve ucuz. Kimi olanaksızlıklar, kimi de habercilik refleksini yitirdiği için “yorumcular”a ağırlık veriyor programlarda.

Medya kuruluşları, özellikle de haber kanalları, uzman muhabir istihdam etmeyi bıraktılar uzun zaman önce. Ajanslar dışında çoğunun Tahran ve Tel Aviv’de yaşayan temsilcileri de yok. Bölgede yaşayan, ülkeyi tanıyan muhabirler olmayınca sonradan gönderilen gazetecilerin hemen olaya nüfuz edebilmeleri çok zor. Nitekim bölgeye gönderilen muhabirlerin çoğu açıklamalar, füzelerin teknik kapasitesi, gökyüzündeki uçuşma ve yıkım görüntülerinin dışına pek çıkamıyor.

Hal böyle olunca da olağanüstü durumlarda olduğu gibi medya, İran savaşı sırasında da haber için uluslararası ajanslara, Batı medyasına muhtaç hale geldi. Ortaya çıkan habercilik açığını, yorumcuların yanı sıra bölgeden birilerini bularak kapatmaya çalıştılar. Örneğin CNN Türk, 24TV, TGRT Haber ve TV 100 gibi kanallar, Aydınlık gazetesinin İran muhabiri Gürkan Demir’i, sürekli programlarına, haber bültenlerine aldılar. Haber kanallarının kendi muhabirleri yerine, bir gazetenin Tahran temsilcisine ihtiyaç duymaları ciddi bir zaaf aslında.

Bir yandan da TV’lerin, ekranda sürekli görüntü akıtma telaşı, yanlış görüntü ve fotoğrafların yayımlanmasına da neden oluyor. Gazeteci Umut Taştan, CNN Türk’ün “İran’dan misilleme/Tel Aviv” diye verdiği görüntünün 6 Şubat depreminde yıkılan Maraş’ta çekilmiş bir görüntü olduğunu ortaya çıkardı. CNN Türk de bunun üzerine açıklama yaparak hatayı kabul etti.

CNN Türk’ün başka bir hatası da savaşın beşinci günü İran’a girebilen Fulya Öztürk’ü, “Savaş başladıktan sonra İran’a giren ilk Türk televizyoncu” diye duyurmasıydı. Oysa NTV’den Ali Çabuk zaten oradaydı, A Haber’den Ekber Karadağ ve başka TV’lerden ekipler de girmişti.

Benzer bir görüntü hatası da Haberler.com’da oldu. “Kritik boğaz alev alev! Bir petrol tankerini daha vurdular” ve “İran’ın Boğaz’da şakası yok” haberlerinde kullandığı yanan tanker fotoğrafı, Haziran 2019’da Umman Körfezi’nde saldırıya uğrayan tankere ait eski bir fotoğraftı.

İHA’nın “Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmen, ‘Baba, başka ülkelerin iç işlerine karışma'” haberi ise gazeteciliğin ulaştığı düzeyi göstermesi bakımından vahim bir örnekti. Üstelik mahkemelerin bile ciddiye almadığı bir kadına bir ünvan verip Trump’a hitap ettirme, konuşturma saçmalığını Cumhuriyet, Hürriyet, Sözcü, gzt.com ve Show TV’nin de aralarında olduğu birçok medya kuruluşu yayımladı!

Savaşı, magazinleştirmeden ve füzelerin teknolojisini öne çıkarıp bilgisayar oyunlarına çevirmeden, insanların ölümü, ülkelerin yıkımı üzerinden anlatmalıyız.

Paralı “haber” yayını

Sabah gazetesi ve haber sitesinde 4 Mart’ta yayımlanan “Türkiye’yi 5G altyapısıyla donattık” başlıklı söyleşide, “Feride Cem/Barcelona” imzası yer alıyordu. Feride Cem, “Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç ile 5 G yolculuğunu konuştuk” diye sunuyordu söyleşiyi.

Fakat aynı sorular aynı yanıtlar, aynı metin Yeni Şafak’ta “Mobil iletişimin oyun kurucusu olarak 5G dönüşümüne de liderlik edeceğiz”, Hürriyet’te ise “5G dönüşümüne liderlik edeceğiz” başlığıyla yayımlanmıştı. Yeni Şafak’ta gazeteci........

© T24