Flamingo protestoları yeni bir Arnavutluk’u müjdeliyor olabilir
Balkanlarda kitleler demokrasi ve temiz yönetim istiyor
Arnavutluk son iki haftadır “Flamingo” ismiyle anılan kitlesel protesto gösterileriyle sarsılıyor. Bunları aynı bizdeki Gezi protestolarına benzetebiliriz. Gezi protestolarında çok sayıda genç insan acımasızca hayatını kaybetti. Çok sayıda toplum önderi aydın insan hala Gezi’den dolayı hapislerde tutuluyor ama Gezi Türkiye’nin aydınlık günler için umudu olmaya devam ediyor.
Balkanlarda kitleler bir kez ayağa kalkınca kolay kolay durmazlar. Bunun örneklerini yakın zamanda Sırbistan’da ve Yunanistan’da gördük. Sırbistan’da Voyvodina Özerk Bölgesi’nin merkezi Novi Sad’da 2024 yılında tren peronunun çatısının çökmesi sonucu 16 kişinin ölmesiyle başlayan protesto gösterilerinin ardı kesilmiyor. Öğrencilerin ve “Z kuşağının” öncülük ettiği gösterilerin hedefinde yolsuzluk ve kötü yönetimle suçlanan Aleksandar Vuçiç iktidarı var.
Cumhurbaşkanı Vuçiç’in 2025 yılında başbakanını kurban vermesine rağmen göstericilerin öfkesi dinmedi. Başta Novi Sad ve başkent Belgrad olmak üzere, ülkenin pek çok yerinde aradan iki yıl geçmesine rağmen protestolar devam ediyor. İstifalar, soruşturmalar ve işten el çektirmelere rağmen göstericiler tatmin olmadılar. Hedefte Vuçiç ve onun temsil ettiği ülkenin yoz siyasi sınıfı ve kirli siyasi sistemi var. Vuçiç istifa etmeden, Sırbistan yeni ve temiz bir yönetime kavuşmadan protestoların sonu gelmeyecek gibi.
Yunanistan’da ise protestoların nedeni yine demiryollarıyla ilgiliydi. 2023 yılında Teselya’daki Tempi köyü yakınlarında vuku bulan tren kazasında 57 kişi hayatını kaybetti. Sebep yine aynıydı. Yolsuzluk, kötü yönetim, AB fonlarını yıllardır yatırım yapılmayan demiryollarına harcamak yerine çarçur edilmesiydi. Mağdur ailelerin başlattığı “Tempi” protestoları hızla kitlesel nitelik kazandı ve ülke sathına yayıldı.
Başbakan Mitsotakis aynı Sırbistan’da olduğu gibi ulaştırma bakanını (eski Başbakan Karamanlis) kurban verdi ama göstericileri tatmin edemedi. Göstericilerin hedefinde Başbakan Mitsotakis ve kokuşmuş siyasi düzen var.
Bizdeki Lüleburgaz tren kazasında olduğu gibi Yunanistan’daki protestoların başını da evladını yitirmiş bir anne çekiyor; Maria Karystianou. Lüleburgaz’daki acılı ailelerin yüzü haline gelen Mısra Öz daha sonra CHP’ye katılarak mücadelesini siyasi platformlarda sürdürme kararı almıştı. Buna karşılık mücadeleci kişiliği ile kitlelerin umudu haline gelen Karystianou kurulu düzen partilerinden uzak durdu ve yeni isimlerle kendi siyasi hareketini başlattı. Kurduğu “Demokrasi İçin Umut” partisi şu anda Yunan siyasetinde hesaba katılması gereken bir güç haline geldi.
Bulgaristan ve Romanya’da da uzun süre kurulu düzene ve ülkelerin başına çökmüş yoz siyasetçilere karşı kitlesel eylemler yapılmıştı. Bu protestolar sonucu başbakanlar koltuklarından oldular, yeni siyasetçiler ve partiler iktidara geldiler.
Sırbistan ve Yunanistan’daki........
