We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tarihe not düşüyorum!..

780 326 0
12.06.2019

Bu yazı, günümüz Türkiye'sinde bağımsız bir gazetecinin işinin ne kadar zor olduğu gerçeğini tarihe not düşmek amacıyla kaleme alınmıştır.

★★★

Her şey cuma günü, akşama doğru, gazeteci arkadaşım Candaş Tolga Işık'ın aramasıyla başladı.
Candaş “Tweetimi gördün mü abi” diye soruyordu.
Hayırdır” deyip baktım.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Cumhur İttifakı'nın adayı Binali Yıldırım'la konuşmuş. Binali Bey, açık oturumun moderatörlüğünü, tecrübem nedeniyle benim üstlenmemi istiyormuş.

★★★

Candaş'ın tweetini okurken, 2002 seçiminden önce, anketlere göre önde giden iki partinin, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanları Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal'ı tartıştırdığım “Büyük Buluşma”yı hatırladım.
Canlı yayın bittiğinde, iki lider de dürüst, adil yönetimime hararetle teşekkür etmiş ve stüdyodan memnuniyetle ayrılmışlardı.
17 yıl önceki bu açık oturum siyaset tarihimize liderler arasındaki son tartışma olarak geçmişti…

★★★

Onca yıl sonra, Binali Bey'in muhalif olduğu neredeyse havada uçan kuşlar tarafından bile bilinen, ama aynı zamanda bağımsızlığı da tescillenmiş bir gazetecinin adaletine güven duyması anlamına gelen bu öneri, ilk bakışta gurur vericiydi. Taktiksel açıdan da zekice düşünülmüş bir ön almaydı. Böylece seçmene şu mesajı vermiş........

© Sözcü