Kışkırtma budur!
Her defasında, “Bu son... Artık ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin onu ciddiye almayacağım ve hakkında tek satır yazmayacağım” diye kendime söz veriyorum; ama...
Ne yapıp edip, kendime verdiğim bu sözü tutmama engel olacak bir şeyler saçmalıyor!
Kimden mi söz ediyorum?
Elbette MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den...
“Apo muhibbi” bu amca dün yine partisinin Meclis Grubu’ndan kin tohumları saçtı. Akıl almaz sözler söyledi.
Çocuklardan, evlerinde kimin oruç tuttuğunu yazıp getirmelerini isteyen Milli Eğitim Bakanı’na sahip çıktı:
“Milli Eğitim Bakanlığı yerinde bir adımla, doğrusunu yapmıştır. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en küçük bir delil göreniniz var mıdır? ‘Gericilik’ diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir? CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yöneticileri bir anlatsın da öğrenelim. Çürük aydınlar ne istediklerini hele bir söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur? Allah’a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz.”
Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm niteliklerini korumakla görevli sayın savcılar...
Eğer bu sözler “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu” değilse... Bundan sonra hiç kimse hakkında bu suçlamayla dava açamazsınız!
Çünkü gerçekçi olmaz.
Devlet Bey, kendisi gibi düşünmeyenleri, “İslam karşıtlığında birleşenler” diye yaftalamaya kalkışarak açıkça hedef haline getiriyor.
Yetmiyor; Anayasa’daki laiklik ilkesine sahip çıkmak için ortak bir metne imza atanları “çürük aydın” olarak tanımlıyor.
Allah’tan sağduyulu ve hoşgörülü bir halkımız var...
O kadar sağduyulu ve hoşgörülü ki; bu hezeyan dolu sözleri ciddiye bile almıyor.
Bu sözler başka bir ülkede söylense, ortalık kan gölüne döner!
İnsanlar kendileri gibi düşünmeyenleri, yaşamayanları ve inanmayanları boğmaya, kesmeye kalkışır!
Toplumu “İslam karşıtlığında birleşenler, birleşmeyenler...”
Ya da... “Çürük aydınlar, sağlam aydınlar” diye ortadan ikiye bölmek suçtur. Hatta, iç savaş kışkırtıcılığıdır!
Yargıtay’ın siyasi partilerin faaliyetlerini denetlemekle görevli Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Muhsin Şentürk...
Sahi, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kayyumun şımarıklığı!
Esenyurt’ta son belediye başkanlığı seçimlerini AKP’li rakibine 43 bin oy fark atarak kazanan CHP’li Prof. Dr. Ahmet Özer “terör örgütü soruşturması” kapsamında tutuklanınca, yerine Beyoğlu Kaymakamlığı görevini sürdüren Can Aksoy “kayyum” olarak atanmıştı.
İlk işi de 5 başkan yardımcılığına ve 16 müdürlüğe AKP’li isimleri getirmek olmuştu.
Medyaradar’dan Ercan Öztürk’ün haberine göre bu arkadaşın keyfi tıkırında.
Barındırdığı nüfus itibarıyla Türkiye’nin en büyük ilçelerinden olan Esenyurt’un belediyesini, deyim yerindeyse babasının çiftliği gibi yönetiyor.
İlginç bir şekilde kendi tanıtımını yapmaya odaklanmış vaziyette....
Bu arkadaş son olarak tepkilere aldırmadan belediyenin iftar çadırlarında yemeğin yanında dağıtılan:
450 bin karton bardağa...
50 bin ıslak mendile...
50 bin adet çatal-bıçak setine kendi adını yazdırmış...
Hızını alamamış olacak ki...
Belediye personelinin kimlik kartlarına...
Kandil simidi kutularına...
Hizmet araçlarının üzerine...
Bilboard ve pankartların tamamına adını-soyadını koydurmuş!
Halk tarafından seçilmedi; yani siyasetçi değil!
Onu oraya AKP’li İçişleri Bakanı “kayyum” olarak atadı.
Peki, “kayyum” ne demek?
“Herhangi bir mal varlığı veya şirketi vekaleten yönetmek için atanan kamu memuru...”
Yani bu arkadaş, sıradan bir devlet memuru...
Peki; nasıl oluyor da milyonlarca lira harcayarak kendi reklamını yaptırıyor?
CHP’li belediyelere üç kuruşun hesabını sorup başkanlarını aylardır hapiste tutan siyasi irade; bu şımarıklığın hesabını sormayacak mı?
İktidara yakınlığıyla bilinen İstanbul Ticaret Odası’nın Meclis Başkanı Erhan Erken’e göre ülkemizde sokakta yaşayan çocukların sayısı 45 bini, fuhuş sektöründeki kadınların sayısı ise 100 bini geçmiş... Ayrıca 720 bin çocuk işçiyle de bu alanda Avrupa’nın önde gelen ülkeleri araındaymışız... Sorum son 24 yılda bu tablonun oluşmasında payı olan herkese:
Eserinizle gurur duyuyor musunuz?
