1 saat 41 dakika
Takvimler 8 Mayıs 1972’yi gösterdiğinde, Tel Aviv’e yaklaşan Belçika havayollarına ait Sabena 571 sefer sayılı uçak, Kara Eylül teröristlerince içinde 100 yolcusuyla kaçırıldı.
Dünya nefesini tutmuş krizi izlerken, ertesi sabah uçağın etrafını beyaz tulumlar giymiş 16 teknisyen sardı.
Kokpitten bakan Filistinli korsanlar, hidrolik sistemi tamir etmeye gelen masum yer hizmetleri görevlilerini gördüklerini sanıyorlardı.
Oysa o tulumların altında, İsrail’in en özel kuvvetler birimi Sayeret Matkal’ın komandoları vardı. Timin en önünde ise geleceğin iki başbakanı yürüyordu.
Ehud Barak ve Benjamin Netanyahu. İkisi de içeri daldı. Uçak koridoru bomba ve kurşunlarla cehenneme döndü.
Sadece 90 saniye süren ve bir hamile kadının ölümüyle sonuçlanan o çatışma, Tel Aviv’in askeri genetiğine ilk kez şu doktrini işledi... Kılık değiştirmek, aldatmak ve hedefi kendi sahasında yanıltmak.
Bu “gökyüzü tiyatrosu” zamanla daha karanlık bir hal aldı. 1980 yılında Shin Bet, çelik gibi sert bir El-Fetih lideri olan Adnan Jaber’i konuşturmak için uluslararası hukuku çöpe atan bir senaryo yazdı. Operasyonun adı Nord Atlas’tı. Çünkü uçağın adı buydu.
Jaber’i nakil bahanesiyle askeri kargo uçağına bindirdiler. Havalandıktan hemen sonra uçakta sahte bir kaçırma senaryosu sahnelendi. Kokpitten önce silah sesleri geldi. Güya uçak Arafat’ın FKÖ militanlarınca kaçırılmıştı.
Jaber’in dehşet dolu bakışları önünde, sorguya direnen sivil kıyafetli Yahudi yolcular yaka paça uçağın devasa kargo kapısına sürüklendi ve binlerce metre yükseklikten gecenin zifiri karanlığına, boşluğa fırlatıldı.
Jaber, o insanların rüzgarın içinde kaybolurken attığı ölüm çığlıklarını dinledi. Oysa aşağı atılan o ‘yolcular’, sivil giysilerinin altına gizli paraşüt takmış Sayeret Matkal komandolarından başkası değildi.
Sıra kendisine gelip de namlu şakağına dayandığında, bu........
