We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zorunda mıyız?

799 158 238
18.08.2021

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün Taliban'la ilgili soruları yanıtlarken şu cümleyi kurdu:

“Taliban'ın verdiği mesajları olumlu karşılıyoruz.”

Bu cümleyi duyunca, yıllardır Türkiye'nin dış politikasını takip eden bir gazeteci olarak “eyvah” dedim, “Suriye'deki, Libya'daki, Yemen'deki radikal örgütler, Hamas ve İhvan yetmiyormuş gibi müttefik listemize bir de Taliban eklendi.”

Neden mi?

İzah edeyim:

Sovyetler Birliği dağılıp Afganistan'da iç savaş başladığından bu yana o ülkeyi takip ediyorum. Uyuşturucu ticaretinin ve her türlü kaçakçılığın finanse edildiği, mafyatik toplulukların bölgesel hakimiyetler kurduğu ülkede en önemli silahlı güç Taliban'dı.

Bu gücün başlangıçtaki temel kaynağı, iç savaş baronlarından bıkan Afgan halkının “Talebeler” dedikleri Taliban'a kurtarıcı gibi sarılmasıydı.

1996'da Afganistan'ın ikinci büyük kenti Kandahar'dan Başkent Kabil'e ilerleyişleri sırasında köylülerin nasıl sevgi gösterisi yaptığına, Sovyet yanlısı Necibullah'ı ve yardımcısını şehir meydanında elektrik direğine astıklarında nasıl destek gördüklerine şahidim.

Gelin görün ki 1996'dan 2001 yılının 11 Eylül gününe dek geçen 5 yılda Taliban, Afgan halkının hayalini kurduğu bir yönetim kurmak bir yana, hayatı halkın önemli bir bölümü için kabusa çevirdi.

Her şeyden önce iç savaş baronlarının imza attığı suçlara onlar da imza attı. İslam Emirliği kurmalarına rağmen uyuşturucu hammaddesi üretmekten ve ticaretini kontrol etmekten geri........

© Sözcü


Get it on Google Play