EĞİTİMİN EN GÜÇLÜ DÖNEMİ: SESSİZ TATİLLER
Rakamlar konuşur, sayfalar kapanır, bir dönemin yükü omuzlardan iner.
Kimi sevinir, kimi susar, kimi de “daha iyisi olabilirdi” diye içinden geçirir.
Oysa karne, ne bir çocuğun kimliğidir ne de geleceğinin hükmü.
Karne, yalnızca geride kalan zamanın fotoğrafıdır.
Asıl mesele, o fotoğraftan sonra hangi yöne bakılacağıdır.
Yarıyıl tatili bu yüzden önemlidir. Çünkü bu tatil, derslerden uzaklaşma değil; eğitimin görünmeyen ama en derin tarafıyla yüzleşme zamanıdır.
Eğitim yalnızca sınıfta, sırada, tahtanın karşısında gerçekleşmez. Eğitim; insan durduğunda, düşündüğünde, okuduğunda, ürettiğinde ve sorumluluk aldığında da devam eder.
Bugün adını saygıyla andığımız Türk bilim insanlarının hayatları, bu gerçeği bilimsel bir disiplinle doğrular.
Aziz SANCAR’ın başarısının temelinde, rastlantı değil; bilimsel disiplin vardır. Gençlik yıllarında tatilleri dahi planlı geçirmiş, düzenli tekrar ve okuma alışkanlığını hayatının merkezine koymuştur.
DNA onarımı üzerine yaptığı Nobel Ödüllü çalışmaları, yıllar süren sabırlı laboratuvar emeğinin ürünüdür.
Sancar’ın sıkça vurguladığı gibi, bilim; ilhamdan önce istikrar ve emek ister.
Tatiller, onun için çalışmayı bırakmak değil; bilgiyi sindirmek ve zihni berraklaştırmak........
