Nerede ‘O Eski Ramazanlar’..?
Ramazan ayı, yalnızca ‘Sahur’ ile ‘İftar’ arasında aç kalınan bir oruç ayı değil; ‘Ramazan’ kalplerin yumuşadığı, sofraların bereketlendiği, insanların birbirine biraz daha yaklaştığı müstesna bir zaman dilimidir. Ancak yıllar geçtikçe Ramazanların ruhunda bazı değişiklikler olduğu inkâr edilemez. Eski Ramazanlarla şimdilerdeki Ramazanlar arasında ‘Nerde o eski Ramazanlar’ dedirten belirgin farklar aşikar. Hem sosyal hem kültürel bazı belirgin farkların yanı sıra dijitalleşen çağda teknolojik açıdan da değişim yaşandığı yabana atılmamalı.
Eskiden: Mahalle kültürü çok daha güçlüydü. İftar vakti yaklaşırken sokaklarda tatlı bir telaş başlardı. Pencerelerden yayılan yemek kokuları fırınlardan sokağa yayılan “Ramazan Pidesi” kokuları birbirine karışır ‘Pide Kuyrukları’ sokağa taşar, çocuklar iftar topunun sesini heyecanla bekler ‘Ramazan Topu’ patlayınca koşarak ‘top patladı, top patladı..!’ diyerek evlere haber verirlerdi.
Komşular birbirini iftara davet eder ya da pişen yemekler paylaşılır tabağın biri gider biri gelirdi. İhtiyaç sahipleri mahalle içinde daha kolay fark edilir ve destek olunurdu. Teravih namazı sonrası cami çıkışında çay ocaklarında içilen çayların ve yapılan sohbetlerin, Ramazan gecelerinde ayrı bir yeri vardı. Ramazan, toplu yaşanan bir manevi atmosfer oluştururdu. Hele sahur zamanı davulcuların manileri ve davudi sesi hala kulaklarda çınlamıyor mu?
Günümüzde: Apartman yaşamı ve şehirleşme nedeniyle komşuluk ilişkileri zayıfladı. Dayanışma daha çok sivil toplum kuruluşları ve sosyal yardım kuruluşları üzerinden yürütülüyor. Aile içi iftarlar daha yaygın, kalabalık sofralar daha az. Eskiden: Teravih namazlarına katılım........
