We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Depresyon, intihar derken Cumhur çukuru, Millet çıkmazı!

42 30 37
28.02.2021

Bu hafta siyasetteki başka gündemlerin gölgesinde kaldı ama toplumsal akıl sağlığımızla ilgili iki önemli haber geçti önümüzden. Arka arkaya gelen intihar haberlerinin ardından intihar sayılarının artışı ve anti-depresan ilaç kullanımı yeniden tartışma başlığı oldu.

Önce “ana muhalefet” partisinin Bilim Platformu tarafından hazırlanan bir rapora dayalı olarak bazı rakamlar paylaşıldı. Sonrasında ise 2020 yılı içindeki anti-depresan ilaç kullanımı ile ilgili sayılar geldi: Milletvekili ve eczacı Gamze Taşçıer Türkiye’de, geçtiğimiz yıl içinde depresyon ilacı kullanımının bir önceki yıla göre yüzde 10 arttığını belirtti.

Önemli rakamlar, tespitler ve iddialar bunlar. Salgınla birlikte psikiyatrik yakınmaların kaygı, mutsuzluk, iç sıkıntısı, alkol kullanımı biçiminde arttığını sanırım herkes kendi hayatından ve çevresinden gözlemleyebiliyordur. Salgın bir akıl sağlığı salgınına da yol açtı! Ayrıca Türkiye bu salgında yalnız değil. Yani artış, bir tek Türkiye’de değil. Tüm dünyanın dengesi şaşırdı!

Bu artışı, psikolojik olana dair giderek artan bir ilgi olarak diziler, kitaplar, tartışmalar üzerinden takip etmek de mümkün. Mümkün ama, insanların yaşamak yerine ölümü tercih etmesi, bunun toplumsal halimizle ilişkili olması, anti-depresan ilaç kullanımının artması ayrı bir öneme sahip.

Salgınla birlikte sosyal alanın daralması, insanların başetmekte güçlük çekecekleri dertlerin artması, ekonominin yol almakta zorluk çekmesi, zaten yüksek olan işsizliğin tırmanması; özellikle hizmet sektörünün, gençlerin etkilenmesi; sermayenin artan kârlardan işçi sınıfına çok az bir payı ayırması ve dönemin herkesi biraz daha iç dünyasına döndürmesi psikolojik sıkıntıları da arttırdı.

Yani hepimiz etkilendik! Toplumun büyük çoğunluğu olarak hepimiz!

Haliyle de “ana muhalefet” konunun üstüne gidiyor.

Ama yine de burada, yani muhalefetin psikiyatrik konuları ele alırken sergilediği “küçük” bir düşünce aksaması var.

Onu görmek lazım.

Muhalefetin muhalefetinde aksayan ne?

Toplumsal akıl sağlığımızın gittikçe bozulduğuna dair rakamalar, oranlar “muhalefet” tarafından sık sık dile getiriliyor. Yani intihar sayılarının artışı ve anti-depresan ilaç kullanımının artması gibi…. Dile getirilirken de siyasi iktidar suçlanıyor. Ya da en azından bu artışlardan iktidarın sorumlu olduğu dile getiriliyor, ima ediliyor.

Haklılar mı?

Kesinlikle. Yani ülkenin son 20 yılından sorumlu olan bir iktidarın “artan” intiharlardan, ilaç kullanımından da sorumlu olması gayet “normal”. Zaten bu rakamlar işlerin yolunda gitmediğinin açık birer göstergesi olarak dile getiriliyor. Güzel, ama sayılar neyin göstergesi? İşte orası biraz belirsiz. Burada birkaç küçük sorun var! Bunlara yakından bakalım.

Psikiyatrik sorun artış iddialarında ne gibi sorunlar var?

Birincisi Türkiye’de intihar artmıyor. Yani 30, hatta 40 yıllık bir grafik ile bakarsak, tamam, evet, 80’ler ile 2000’ler arasında bir fark olduğunu görebiliyoruz. Hatta 2000’li yılların sonunda Türkiye’de intiharın tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktığını da görebiliyoruz. Ama son 5-6 yıldır “ilginç” bir gelişme yaşanıyor: 2015’ten bu yana Türkiye’de intihar oranları 20 yıl öncesine dönmüş durumda. Yani nereden baktığınıza bağlı olarak oranlar “azalmış” da diyebilirsiniz.

Ama “muhalefet” sayılardan bahsediyor. Oranlardan değil!

Muhalefet, genellikle “intihar sayılarının” artışına işaret ediyor. Yani oranlardan (ki bu oranın bilimsel adı kaba intihar hızı) bahsetmiyor. Burada önemli bir ayrıntı var: nüfus da artıyor! İntihar sayılarındaki artış, aslında nüfus artışının gerisinde aklıyor. Öyle olunca, sayılar........

© soL


Get it on Google Play