menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

‘Yolunda gitmeyen şeyler’: TÜSİAD toplantısından NATO zirvesine

66 0
24.06.2026

İnsan dünyaya baktığında bir şeylerin yolunda gitmediğini sezgisel olarak anlar, yaşadıklarıyla bunu tecrübe de eder; ancak “yolunda gitmeyen şeyler”in gerisindeki gerçek nedensellik ilişkilerini, yapıları, mekanizmaları, failleri her zaman kavrayamaz, bunların bilgisine ulaşamaz. 

Yine de dünyayı beş büyük ailenin yönettiğini anlatan hikâyelere, Masonlara, Tapınak Şövalyeleri’ne, İllüminati’ye, gizli cemiyetlere yönelik derin ve geniş bir ilgi vardır, kitleler “yolunda gitmeyen şeyler”in faili olarak bunlara bakarlar, bunlarla ilgilenirler. Bu bakış güç ilişkilerinin gerisindeki hakikati kavrayamadıkça onun üzerindeki mistik örtü daha da kalınlaşır ama bu bir yanıyla kitleler açısından işleri kolaylaştırır. Uzun uzun okumalar yapmak, düşünmek, sorgulamak ve en önemlisi dünyayı düzeltmek, değiştirmek gereksizleşir. Çünkü iktidar zaten sizin ulaşamayacağınız bir yerlerdedir, muktedirler sizin sandığınızdan çok daha güçlüdür, onlarla baş etmek hiçbir şekilde mümkün değildir vs. 

Güç sahipleri de bu gizemli halleri sever, gizem kitlelerdeki güç fetişizmini daha da derinleştirir, boyun eğmeyi, biat etmeyi kolaylaştırır. Bu yüzden sadece davetiye ile girilebilen, konuşmaların kayıt altına alınmadığı, basına sızdırılması yasak olan, birtakım ritüellere başvurulan toplantılar yapılır, bu yüzden bu toplantıların gizemi bilinçli bir şekilde abartılır.

Oysa “yolunda gitmeyen şeyler”in gerisinde son derece basit bir şekilde içinde yaşadığımız dünya düzeni ve onun sahipleri vardır. Bu düzenin de adı kapitalizm, sahipleri ise patronlar, yani burjuvalar, yani kapitalistlerdir. Kapitalizm doğası gereği eşitsizlik ve adaletsizlik yaratır, eşitsizlik ve adaletsizliğin yönetilmesi ise şarttır. Tüm o serbest piyasa masallarının gerisinde kapitalizmi yönetmeye dair devasa bir makine vardır; devlet, bürokrasi, din, eğitim sistemi, yargı, medya, bunların hepsi düzenin işlemesini sağlayan o devasa mekanizmanın birer parçasıdır. 

Bu düzenin sahipleri, yani kapitalist sınıf, sınıf bilinci en gelişkin sınıf olduğu için o makinenin nasıl işleyeceğine dair birbiriyle sürekli olarak istişare eder, düzeni yönetmeye dair fikirlerini, görüşlerini belirtmek, profesyonelleri dinlemek, uzun vadeli planlar yapmak için zaman zaman bir araya gelir. Örneğin tüm o gizemine karşın Bilderberg toplantılarının gerisindeki mantık budur: Küresel elitlerin bir araya gelip birbirleriyle konuşmaları ve düzenin geleceğine dair öngörülerde bulunmaları, projeksiyonlar geliştirmeleri, fikir alışverişi yapmaları…

Bilderberg en bilineni olmakla birlikte, elbette ki bu tür birden fazla toplantı vardır ve geçtiğimiz günlerde katılımcıları ifşa olan “Dialog” bunlardan biridir. Dünyanın en karanlık şirketlerinden biri olduğunu söylememizde hiçbir sakınca bulunmayan Palantir’den ve onun karanlık sahibi Peter Thiel’den bu köşede daha önce bahsetmiştik. Özellikle İran savaşı esnasında yayımladığı manifestoyla Palantir ve Thiel giderek küresel bir ilgi odağı haline dönüşmüşken, son olarak Thiel’in organize ettiği masonik yapılanma Dialog’un ifşası gözlerin bir kez daha bu şirkete ve sahibine çevrilmesine neden oldu.

Başka bir yazının konusu olmakla birlikte, Thiel’in öncülüğünde düzenlenen bu toplantılara sadece ABD’li sermayedarların ve elitlerin değil, Avrupa’dan hatta Türkiye’den de katılımcılar olduğunu, dolayısıyla karşımızda bir küresel şebekenin bulunduğunu söylemek mümkün. Bu küresel şebekenin içerisinde patronlar, teknoloji........

© soL