menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emperyalizme karşı nasıl yapmalı?

26 26
saturday

Çok söylenir, savaş siyasetin silahla sürdürülmesidir. Yani savaşı belirleyen siyasettir. Peki, ya tersinden sorarsak, yani siyaseti savaşla açıklamayı denersek ne söyleyebiliriz? Siyaset de savaşın başka araçlarla sürdürülmesi olabilir mi?

Genelleme yapacaksak, hayır. Savaş, siyasetin konularından yalnızca bir tanesidir. Siyaset toplumsal yaşamın bütün düzlemleri üstünde etkindir ve bunlardan birine bağımlı değildir.

İmparatorluk sözcüğünden türeyen emperyalizm en az onun kadar eski… Ama emperyalizm kavramını eski çağlar ve eski rejimler için kullanmaya dilimiz varmıyor uzun zamandır. Günümüzdeki hali, Roma’nın, Moğolların ve bilumum sömürgeci devletin yarattığı yıkımı mumla aratıyor olabilir. Ama asıl, nicel ölçütler değil nitel ayrımlar önemli.

Kadim kavram emperyalizmin, kapitalizm öncesi için kullanılmasını zora koşan analizler yirminci yüzyılın başlarında yapıldı. Kapitalizm tekellerin egemenliğine geçmişti. Tekellerin saldırganlığı ve yayılmacılığı artık benzersiz bir sistematik bütünsellik taşıyordu. Geçmişten farklı olarak emperyalizm bir zorunluluk haline gelmişti. Kapitalizmin gelişmesinin ve tekelleşmenin yarattığı bir zorunluluk. Farklı analizler bu bağlantıyı kurmakta ortaklaşıyorlardı.

Lenin bir adım daha attı ve emperyalizmde kapitalizmin “son aşamasını” gördü. Kapitalizmin yükselişi bir devrimler çağı olmuştu. Lakin köprülerin altından çok sular akmış ve kapitalizm artık karşıdevrimle özdeşleşmişti. Lenin emperyalizm dönemini bütün ilerlemenin yadsınması olarak mahkûm etti. Demokrasinin, ilerlemenin ve barışın zorunlu reddi. Gericiliğin bütün türleri ve savaş, emperyalizm döneminin normalidir.

Böyleyse, genel olarak siyaset kurumu için söyleyemediğimizi emperyalist siyaset için söyleyemez miyiz? Tekelci kapitalizmin eşlikçisi olan emperyalizm, barışın kategorik reddidir. Tekeller çağında emperyalist siyaset, savaşın, yıkımın, istilanın, katliamların oluşturduğu bir çekirdeğin çevresinde yapılanmaktadır.

Bu bir tür kötülük abidesidir. İnsanlığın bunun çıplak haline katlanması ise mümkün değildir. Emperyalizm ne kadar zorunluluksa, emekçilerin hak arayışı, insanlığın eşitlik ve özgürlük mücadelesinin oluşturduğu birikim, binlerce yıldan süzülüp gelen halk vicdanı, bunlar da zorunluluktur. Hep birlikte kötülüğün çıplaklaşmasını, saf emperyalizmi önleyen bir karşı ağırlık oluştururlar… Ya da dünya kaçınılmaz bir hesaplaşmaya doğru........

© soL