Çöküş böyle başladı
6 Ocak’ı 7 Ocak’a bağlayan saatlerde grev komitelerinde görev yapan işçiler arasında “Geriye dönüyoruz” sözleri duyulmaya başlandı. Şemsi Denizer’in geriye dönme kararını açıklayacağını ve bunun karşısında durulması gerektiğini seslendiriyorduk kendi aramızda. Ulaşabildiğimiz sendikacılara böyle bir kararın alınmamasını talep ediyorduk.
Ama sonunda 7 Ocak sabahında Şemiz Denizer Mengen Belediyesi’nin penceresine çıkarak “Gemileri yaktık geri dönüş yok” dediği işçilere yine “Canlarım” diye seslenerek “Yürüyüş planımız, anlaşma ortamı yaratmaktı. Bugün yönetim kurulu ile Ankara’ya gidiyorum. Üç gün Zonguldak’a gelemiyorum” dedi. Yaşadığımız büyük bir şaşkınlıktı. “Biz buradayız!” diye seslenir işçiler. Denizer, “Bana güveniyor musunuz?” der. Cevap “Evet. Gemileri yaktık, geri dönüş yok”tur. O zaman Şemsi Denizer der ki: “Yürüyüş eylemi bitmiştir. Sizler Zonguldak’a dönüyorsunuz.” İşte bu sözden sonra işçiler ne yazık ki birlikteliklerini kaybetti. Bir tarafta “Başkan, geri dönüş yok” diyenler olsa da “Başkan, sen ne dersen o olur” diyenlerin sesleri daha baskın çıktı.
Ama Denizer’e bu da yetmedi “Başkan geri dönüş yok” diyen işçilere; belediyenin penceresinden “ANAP’ın ajanları!” diye bağırarak, onları işaret ederek “Aranızda kışkırtıcılara yer vermeyin!” diye seslendi. Kışkırtıcı diye itham ettikleri ki, yıllarca grev komitelerinde çalışmış, doymak için değil, yeniden doğmak, insan gibi yaşamak için direnen işçilerdi. Bizlerdik.
12 Eylül darbesi olduğunda demir çelik işçileri bir ay öncesinden toplu sözleşmelerini tamamlayarak kazanımlarına kavuştular. Ama maden işçilerinin toplu sözleşme süreci devam ediyordu. 12 Eylül’le birlikte tüm haklar askıya alındığından toplu sözleşme de durdu. Sonrasında 12 Eylül yönetimi ülkedeki tüm işçilere almış oldukları ücretlerin yüzde 50’si kadar artış verdi. Böylelikle demir çelik işçisi bir taraftan toplu sözleşme ile elde ettiği ücret artışının yanı sıra yüzde 50 olan bu ücret zammını da aldı. Ama maden işçisi eski ücretinin üzerinde sadece bu yüzde 50 zammı aldı. Sonrası ise her seferinde yüksek hakem kuruluna giden toplu sözleşmeler ve her defasında asgari ücretin altında kalan ücret zamları…
Bir maden işçisi 600 bin lira ücret alırken TTK Genel Müdürü 6 milyon lira ücret alıyordu. Bu gerçek ortadayken toplu sözleşmede de çok düşük zam öneriliyordu. Bu yetmezmiş gibi dönemin ANAP hükümeti, neoliberal politikalar gereği kamu iktisadi teşekküllerini (KİT) özelleştirme veya kapatma yoluna gitmeyi planlıyordu. Özellikle........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Tarik Cyril Amar