Dünyayı cennete taşıyamadı, ama cehennemden korumaya çalıştı
Bazı insanlar yaşadıkları dönemin çok ötesine geçer. Dag Hammarskjöld de onlardan biriydi. Bugün adı çok sık anılmıyor olabilir, ancak modern diplomasinin, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler’in bağımsız bir aktör hâline gelmesinin arkasındaki en önemli isimlerden biri olarak tarihteki yerini koruyor.
1905 yılında İsveç’te doğan Hammarskjöld, ekonomi ve hukuk eğitimi aldı. Sessiz, disiplinli ve derinlikli bir entelektüeldi. 1953 yılında, henüz 48 yaşındayken Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri seçildiğinde dünya, II. Dünya Savaşı’nın yıkıntılarından çıkmış, ancak bu kez de Soğuk Savaş’ın sert iklimine girmişti. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki mücadele, yalnızca iki süper gücün rekabeti değil, aynı zamanda dünyanın geleceğini belirleyen küresel bir hesaplaşmaydı.
Hammarskjöld, Birleşmiş Milletler’in güçlü devletlerin çıkarlarına göre hareket eden pasif bir kurum olmasını kabul etmedi. Ona göre BM’nin görevi, savaşları önlemek, krizleri yönetmek ve özellikle yeni bağımsızlığını kazanan ülkelerin egemenliğini korumaktı. Bu yaklaşımıyla örgüte bugün hâlâ kullanılan ‘önleyici diplomasi’ anlayışını kazandırdı.
1956’daki Süveyş Krizi sırasında dünya, büyük bir savaşın eşiğine gelmişti. İngiltere, Fransa ve İsrail’in Mısır’a yönelik operasyonu, uluslararası sistemi sarsmıştı. Hammarskjöld, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün oluşturulmasında kilit rol oynadı ve diplomasinin silahların önüne geçebileceğini gösterdi.
Ancak........
