menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müslüman Neden Muhafazakâr Olamaz?

13 0
04.01.2026

Kasım ayının sonları idi. Almanya’nın her zamanki gibi kasvetli ve güneşe hasret soğuk havası karşıladı beni. Frankfurt Kitap Fuarı’nın kalabalığına karıştığımda, sorulacak soruların da bu iklimden doğacağını henüz bilmiyordum. Yayınevlerinin titizlikle hazırladığı stantlarda kitaplar ve birbirine karışan diller arasında iklim Almanya’nın kasvetli, güneşe hasret soğuk havasına inat çok sıcaktı. “Kırık Zamanlar” adlı kitabımın satıldığı standa yaklaştım. Standın arkasına geçtim ve oturdum. Kitaplara dokunan parmakları, sayfalar arasında kısa yolculuklara çıkan bakışları seyrettim bir süre. Kimileri kitabı sessizce inceleyip yerine bırakıyor, kimileri birkaç satır okuyup düşünceli bir hâlde başını kaldırıyordu. O sırada, gri paltolu bir Alman okur kitabı eline aldı, arka kapağı uzun uzun okudu. Ben acaba Türkçe biliyor mu diye düşünürken bana döndü, sohbet etmek istercesine sordu:

“Sind sie ein konservativer?” (Muhafazakâr mısınız?)

Soru, fuarın uğultusunda kaybolmadı. Bir an cevap veremedim. Çünkü bu, yalnızca benim kimliğimi değil; inancın zamana, değişime ve hayata nasıl baktığını yoklayan bir soruydu. Cevap vermeden önce şunu fark ettim: Eğer Müslümanlık, hayatın fıtratındaki hareketi, tekâmülü ve sürekliliği esas alıyorsa, bu soruya verilecek cevap basit bir “evet” ya da “hayır” olamazdı.

Almancada “konservativer” kelimesi; kurumların devamlılığına, hukukun istikrarına, geleneğin akılla taşınmasına işaret ediyor; değişimi inkâr etmeyen; onu yavaşlatan, tartan ve disipline eden bir anlamı taşıyor; düzenin nasıl korunduğunu, geleneğin akılla nasıl taşındığını ima ediyordu. Konservativ olmak, Alman kültüründe çoğu zaman bir ideolojik kimlikten çok bir tutum idi; düzeni muhafaza etme, kurumları yıkmadan yenileme, geçmişi romantize etmeden geleceğe taşıma çabasını ifade ediyordu. Alman muhafazakâr zihniyeti için asıl mesele, “neyi koruyalım?”dan çok, “neyi nasıl devam ettirelim?” sorusu idi. Bu nedenle Alman muhafazakârlığı, köklü devlet geleneği, Protestan çalışma ahlâkı ve Weberci rasyonaliteyle besleniyor; ani kopuşlardan, devrimci sıçramalardan ziyade tedrici reformu tercih ediyordu. Durağanlığı değil, kontrollü devamlılığı esas alıyordu. Bu........

© Risale Haber