menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

22. Lem’a Hatime’sine dair…

13 0
21.08.2026

Bu Hâtime, İhlâs Risalesi’nin çok ince ve uygulaması zor derslerinden biridir. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri burada, başına gelen zulüm ve sıkıntıları yalnız dış sebeplerle değerlendirmeyip, kendi nefsinin terbiyesi açısından da okuyor. Bu, zulmü meşru görmek değildir; “Zalim zulmeder, fakat kader benim hakkımda ne murad ediyor?” diye bakmaktır.

“CÂY-I HAYRET VE MEDAR-I ŞÜKRAN BİR TAARRUZ”

“Hayrete değer ve şükretmeme sebep olan bir saldırı” manasındadır.

Normalde insan kendisine yapılan haksızlıktan şikâyet eder. Üstad Bediüzzaman ise çok farklı bir noktaya bakıyor: “Onların zulmü bana bir vasıta-i ihlas oldu.”

Yani düşmanlarının haksız davranışlarını tasvip etmiyor; fakat o hadisenin kendi nefsindeki gizli enaniyeti fark ettirmesini bir İlâhî ikaz ve terbiye vesilesi olarak görüyor.

Bediüzzaman burada çok ince bir muhasebe yapıyor:

“Bana zulmedenlerin yaptıkları zulümdür; fakat acaba Allah bu hadiseye neden izin verdi? Bu hadisenin benim terbiyem açısından bana söyleyeceği bir şey var mı?”

Bu bakış, zalimi haklı çıkarmak değildir. Üstad açıkça onların yaptıklarına “zalimane muamele” ve “zulüm” diyor. Fakat kader cihetinden başka bir mana görüyor: İnsan zulmedebilir; fakat Allah o zulmün içinden kuluna bir terbiye, ikaz ve ihlas dersi çıkarabilir.

Metnin anahtarı bence şu cümledir: “O vakit kader-i İlâhî, o zalimlerin zulmü içerisinde hakkımda adalet etmiş, derdim.”

Yani: Onlar zulmettiler; fakat Cenab-ı Hak o hadiseyi benim nefsimde fark edemediğim bir kusurun temizlenmesine vesile yaptı.

ÜSTADIN KENDİ NEFSİNDE FARK ETTİĞİ

Bediüzzaman, çok büyük ve açık bir kibirden bahsetmiyor. Tam tersine, kendisinin dahi başlangıçta fark etmediği küçücük bir enaniyet hareketinden bahsediyor.

İnsanın nefsi bazen şöyle diyebilir:

“İnsanlar beni seviyor.”
“Bana hürmet ediyorlar.”
“Ben güzel bir hizmet yapıyorum.”
“Benim sözüm dinleniyor.”
“Ben olmasam bu iş böyle olmazdı.”

İnsan bunları açıkça söylemeyebilir. Hatta zihninden bile geçirmeyebilir. Fakat kalbin çok derininde “ben”in hoşuna giden bir lezzet meydana gelebilir.

Üstad buna karşı son derece hassastır. Dikkat ederseniz şöyle diyor: “Müteşekkirane perdesi altında riyakârane bir enaniyet vaziyetini almak istedi.”

Nefis bazen doğrudan, “Ben büyüğüm” demez. Onun yerine, “Allah'a şükür, insanlar bana çok hürmet ediyorlar”........

© Risale Haber