Dünya Varsa Ahiret de Var
“Madem dünya var. Ve dünya içinde bu âsârıyla hikmet ve inayet ve rahmet ve adalet var. Elbette dünyanın vücudu gibi kat'î olarak âhiret de var. Madem dünyada herşey bir cihette o âleme bakıyor. Demek oraya gidiliyor. Âhireti inkâr etmek, dünya ve mâfîhayı inkâr etmek demektir. Demek ecel ve kabir insanı beklediği gibi, Cennet ve Cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor.”[1]
Hepimiz dünya dediğimiz bu muazzam mahlukun üzerinde yaşıyoruz. Etrafımıza baktığımızda, göz kamaştırıcı bir düzen, şaşırtıcı bir hikmet ve her şeyi kapsayan bir inayet, intizam görüyoruz.
Bir çiçeğin simetrisinden, mevsimlerin şaşmaz döngüsüne, nefes alıp vermemiz için ayarlanan atmosferin hassas dengesine kadar her yerde, tesadüfe yer bırakmayan bir kasıt ve gaye okunur.
Peki, bu düzen ve lütuf, sadece gelip geçici, kısa bir ömür için midir desek elbette hayır deriz.
O zaman bu adaletin de tam olarak tecelli edeceği bir yer olmalıdır. Zira, bu kısacık dünya hayatında zalim cezasını tam olarak çekemiyor, mazlum ise hakkını tam olarak alamıyor.
İnsanlık tarihi, haksız yere acı çekenlerle, işlediği........
