'Üçüncü Deva' Özelinde Bir Okuma Örneği
Bu yazıyı yazdığım gün, Hastalar Risalesinden Üçüncü Deva'yı yeni okumuştum. Bir saatte bitiremedim, diyebilirim. Üçüncü Deva'yı anlamak için, başka bahislere de bakmak gerekiyordu. Öylesine okuyup geçmek, bu fakire göre değil. Akıl midesine girenler, diğer latifelere de gidiyor. Nurların, evrad makamında da okunması mümkün elbette. Çünkü Esma'ül Hüsna ile yüzleşiyorsunuz, isimleri tekrar ediyor, salavata vesile cümlelere denk geliyorsunuz.
Fakat bizim anlatmak istediğimiz bu kısım değil. 26. Mektub'un 4. Mebhası'nın İkinci Meselesinde, tasavvuf büyüğü Muhyiddin Arabi'nin, kelâm ilminin bir güneşi ve hicri 6.Asrın muceddidi Fahrettin Razi'ye yazdığı bir mektuptan bahis var. Mektupta geçen "Allah'ı bilmek, varlığını bilmenin gayrıdır." cümlesinin anlamını, talebeleri üstada soruyorlar. Demek ki varlığından haberdar olduğun Allah'ı bilmek, ayrı bir gayret istiyor. Risale-i Nurlar, bu gayretin tercümanı mahiyetinde.
İşte, bu bahsin sonunda geçen:"İlim ile gelen mesâil-i imâniye dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecata göre ruh, kalp, sır, nefis ve hâkezâ letâif kendine göre bir hisse alır, masseder. Eğer onların hissesi olmazsa, noksandır." cümlesi, bu fakirin çıkış ve bakış noktasına işaret ediyor.
Temel nokta, eserlere nazar-ı sathi ile bakmamak, nurlara ülfet ile yaklaşmamak. Şöyle bir okuyup geçmemek. Aksi hâlde varlığından haberdâr olduğun Cenab-ı Allah'ı "Bütün kâinatı ihata eden rububiyetini ve zerrelerden yıldızlara kadar cüz'i ve küllî her şey O'nun kabza-yı tasarrufunda ve Kudret ve İradesiyle olduğunu" tam anlamayız, kavrayamayız ve taklitte kalırız. Küçük bir hücum veya esassız da olsa bir sual karşısında bocalayabiliriz.
Risale-i Nur, insanı aklından yakalıyor, Kur'an'ın önünde diz çöktürüyor. İtikat aynasını temizliyor. İtikat aynasının temizliği ise, aklın tortulardan sıyrılmasına bağlı. Devamında kalp ve diğer latifelerin hisseleri geliyor.
25. Lem'a Hastalar Risalesi'nin Üçüncü Devası'nın 14 cümlesi, ayrı ayrı ya bir âyet veyahut da bir........
