menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsrail Neden İran Üniversitelerini Bombalıyor, Amerikan Üniversitelerini Susturuyor?

7 0
previous day

İsrail Neden İran Üniversitelerini Bombalıyor, Amerikan Üniversitelerini Susturuyor?

İsrail Neden İran Üniversitelerini Bombalıyor, Amerikan Üniversitelerini Susturuyor?

Yükseköğretime yönelik bu kampanya (bugün birçok akademisyenin “scholasticide”, yani eğitim-kırım diye adlandırdığı şey) İsrail’in, hâkim olamadığı her akademik kültüre yönelik daha derin tarihsel nefretini yansıtıyor.

“İranlılar Önde Gelen Bir Üniversiteye Yapılan Saldırıyı Kınadı.” The New York Times İran üniversitelerine yönelik vahşi bir İsrail saldırısını haberleştirme noktasına geldiğinde, biz Farsçada nasıl deriz, bilirsiniz: “Çorba o kadar tuzlu ki aşçı bile bunu kabul etmek zorunda kalır.”

Ama her zaman olduğu gibi mesele, sözde “kayıt gazetesi”nin Times’ın gözde yerleşimci kolonisinin işlediği teröre ilişkin hakikati aktarması değildir. Mesele, İsrail’in barbarlığı kötü bir kamuoyu görüntüsü ürettiğinde gerçekleri yumuşatmak ve yönetmektir.

Times şöyle yazıyor: “Hükümet yetkilileri ve hükümet karşıtı aktivistler, Tahran’daki Şerif Teknoloji Üniversitesi’ne yönelik saldırıları aynı şekilde kınadı. Bu üniversite, hedef alınan en son İran yükseköğretim merkeziydi.”

Bu elbette kötü niyetli bir ifadedir. Büyük bir yükseköğretim kurumunun yok edilmesi, Times’ın İran’a alışkanlıkla dayattığı bildik hükümet yanlısı-hükümet karşıtı ikiliği içinden süzülecek bir mesele değildir. Bir üniversite kampüsünü bombalamak — İran’da, Filistin’de ya da Lübnan’da — ülke içindeki siyasi ayrımlardan bağımsız olarak bir barbarlık eylemidir.

ABD kurumsal medyasının iddia edebileceği her şeyden çok daha ciddi gazetecilik, İran kampüslerinde olup biteni çok daha doğru biçimde belgeledi. Güvenilir bir haber şöyle diyordu: “İranlı akademisyenlerin ve öğrencilerin egemenliği ve teknolojik özerkliği silme girişimi olarak tanımladığı saldırılarda yaklaşık 30 üniversite ateş altında kaldı.”

Bir muhabir gerçekten bağlam sunmayı önemsiyorsa, şunu da okuruz: “ABD’deki Massachusetts Institute of Technology’ye, yani MIT’ye sık sık benzetilen Şerif Teknoloji Üniversitesi onlarca yıllık bir kurumdur. Batı Asya’nın önde gelen mühendislik okullarından biri olarak geniş ölçüde kabul edilir. Mezunları arasında, 2014 yılında matematiğin en prestijli ödülü olan Fields Madalyası’nı kazanan ilk kadın ve ilk İranlı olan Meryem Mirzahani de vardır.”

Sorumlu habercilik budur.

The New York Times’ın Siyonist editörleri ve okurları Meryem Mirzahani’nin kim olduğunu biliyor mu acaba? Bu İsrail yanlısı yapılar okurlarını bilgilendirme işinde değildir. Onların işi, okurlarının patolojik cehaletini sürdürmektir.

Gerçekten önemseyen başka güvenilir haber kuruluşları daha derine indi ve haberleri doğruladı. Bir haberde şöyle deniyordu: “İran Bilim ve Teknoloji Bakanlığı bize, savaşın başlangıcından bu yana en az 30 üniversitenin vurulduğunu söyledi.”

Artık biliyoruz ki, akademisyenlerin epistemicide, yani bilgi-kırım dediği şeyle karşı karşıyayız. Soykırımcı Siyonistler Miriam Adelson gibi figürlerin ve ABD Başkanı Donald Trump gibi satın alınmış siyasetçilerin desteğini alan bir İsrail yerleşimci kolonisi, bütün bir akademik, bilimsel ve entelektüel ekosistemi yok etmeye çalışıyor. Bu ekosistemin kökleri en azından Sasani döneminde, altıncı yüzyıldaki Cündişapur Akademisi’ne kadar uzanır. Benim memleketim Ahvaz’daki bugünkü Cündişapur Üniversitesi de adını buradan alır.

Dünyada “İsrail” kelimesine yönelik küresel tiksintinin birçok nedeni var. Bu da onlardan sadece biri.

Kısa süre sonra İsrail medyası bile vahşetin ölçeğini kabul etmek zorunda kaldı. The Times of Israel, İsfahan Teknoloji Üniversitesi hakkında “İran bombalanan üniversiteyi müzeye dönüştürecek” diye yazdı.

O noktaya gelindiğinde hikâye çoktan küresel ölçekte yayılmıştı. University World News de İsrail’in bölge genelinde kurumlara ve........

© Perspektif