Suç dilinin atladığı karanlık gerçek
‘...ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındılar’
Bu ifadelere çok sık rastlar olduk: 8 Ekim 2025 günü yapılan ilk operasyonun ardından peş peşe gelen diğer dalgalar, tutuklamalar, ortaya saçılan ifadeler derken ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzun önemi gözden kaçmaya başladı gibi… Listelerde yer alan isimlerin özel hayatlarının cımbızlandığı haber ve yorumlar, içine düşülen bataklığın vahametini perdeler oldu…
Magazin malzemesine dönüştürülen bağımlılıklar, dünyanın en ölümcül bataklıklarından biri…
Türkiye’de uyuşturucuyla mücadele neredeyse bütünüyle operasyon diline dökülmüş durumda… Sabah saatlerinde yapılan baskınlar, gözaltı listeleri, “pozitif çıktı–negatif çıktı” test sonuçları, kimi zaman tutuklama, kimi zaman adli kontrol…
Tabloyu tamamlayan parçalar genellikle gölgede kalıyor: Bağımlılık, tedavi, yeniden kullanım, suça karışma, toplumsal maliyet ve ölüm.
Gölgede kalan acı gerçekler topluma zaman zaman sanat yoluyla hatırlatılıyor…
İZLEYİCİYİ BOĞAN BİR OYUN: MEKANLAR, İNSANLAR, NESNELER
Yazar Duncan MacMillan’ın aynı adlı eserinden Türkçe’ye uyarlanan ‘Mekanlar, insanlar, nesneler’i izlemek ziyadesiyle zor bir deneyim… Oyun, madde kullanımı kontrolden çıktıktan sonra rehabilitasyona giren oyuncu Nina’ya odaklanıyor (Emma, Sarah). Rolü, deyim yerindeyse huzursuz edici bir performansla Merve Dizdar canlandırıyor. Genç kadının yolculuğundaki her bir ıstıraplı anı öylesine ham, öylesine gerçek ve bedenselleştirilmiş bir yoğunlukla canlandırıyor ki, izlemek neredeyse uygunsuz bir deneyime dönüşüyor. Işık ve ses efekleriyle o kadar gerçekçi ki zaman zaman nefes almayı dahi unutuyorsunuz.
Oyunu bu denli etkili kılan biraz da bu rahatsızlık hissi: Oyunun yazarı MacMillan, bağımlının yalan söyleme eğilimiyle........
